Hasan Kar'ın "Kendi kendime şu soruyu sordum" başlıklı köşe yazısı

Halihazırda günlerimizin ne kadar hızlı geçtiğini ve hayatımızda bazı değerlerin yok olduğunu veya yozlaştığını konuşmayacağım bile. Burada üstüne basa basa söylemek istediğim şudur ki; farkına vardığımız her ne varsa, değer vermek gerekiyorsa değer verelim. Bunun tersi bir tasarrufta bulunacaksak, bundan da geri kalmayalım.

İyi günler, iyi haftalar.

Kıymetli okurlar, muhtemeldir ki ülkemizde iki tekerlekli motosikletlerin, üç tekerlekli ve dört tekerlekli elektrikli araçların sayısı her geçen gün artıyor. Buna rağbet de oldukça fazla. Aslına bakarsanız, bu araçları 15-20 yıl önce daha gerçek engelli vatandaşlarımız kullanıyordu. Ancak zaman içerisinde herkesin kullanabileceği şekil ve duruma getirildiler.

Bu araçların hızları ve devrilme riskleri trafikte dezavantaj olarak karşımıza çıkıyor. Tabii zaman zaman ölümlü ve yaralanmalı ciddi kazalar da meydana geliyor.

Kamuoyunda bu konuyla ilgili nerede bir sohbet açılsa, durumdan rahatsız olan insan sayısının hayli fazla olduğunu görüyoruz. Ancak dediğim gibi, bu durum ülkemizin tamamını ilgilendiren bir husus.

Bu araçların plakalı ve plakasız olanları var. Belli bir güce kadar plaka zorunluluğu bulunurken, bazıları için böyle bir zorunluluk bulunmuyor. Bu araçlarla ilgili önümüzdeki aylarda veya yıllarda yeni bir düzenleme yapılmasını umut ediyorum.

Aslında demek istediğim şu; bu araçların trafikte hangi yollarda kullanılabileceği, maksimum hız sınırlarının ne olacağı ve şehir içinde hangi alanlarda sürüşlerine izin verilip verilmeyeceği net kurallarla belirlenmelidir. Böylece hem sürücüler hem de yayalar açısından daha güvenli ve sağlıklı bir ortam oluşacaktır.

Mesela geçtiğimiz ay Adapazarı Çark Caddesi'nde Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri bir uygulama başlattı. Bisiklet ve motosikletlerin cadde üzerinde sürüş yapmasına izin verilmedi. Ben de geçtiğimiz aylarda Çark Caddesi'ne gittiğimde bu sıkıntıyı bizzat yaşadım. Araçlar adeta fişek gibi geçiyor, insanların arasından tehlikeli şekilde ilerliyorlardı. Kendi kendime, "Burada bu olanlara nasıl müsaade ediliyor?" diye sordum.

Umarım zamanla gerekli düzenlemeler yapılır ve insanlar güvenli, huzurlu bir şekilde hayatlarına devam ederler.

Söylemek istediğim tam da buydu aslında.

Kendinize iyi bakın, hoşça kalın.