Hasan Kar'ın "Bazen insan sadece not alır" başlıklı köşe yazısı

Dert edindin mi dertli olursun, “boş ver” dedin mi vurdumduymaz olursun. Hayatta nerede, ne zaman, nasıl duracağına sen kendin karar verirsin. İyi günler, iyi haftalar.

Son yıllarda arkadaşlarımla çay sohbetlerinde, herhangi bir mecliste hatırı sayılır kişilerle yapılan konuşmalarda; geçmiş yıllardan günümüze kadar gelen süreçte çile çekmiş, bedel ödemiş insanların kenarda, sessiz sakin, kaderine terk edilmiş bir vaziyette durduğunu görüyoruz. Çalışması ve gayretiyle ön planda olması gereken insanlar arka saflarda kalmış durumda. Güzel hikayeler çıkaracak, bir anı, bir hatıra bırakacak bu güzel kardeşlerimiz moralini bozmadan olan biteni seyrediyor… Ya da biz öyle tahmin ediyoruz.

Bazen insan sadece not alır, günlük yazar, öykü hazırlar; canı sıkıldığında çıkarıp okumak için… Anlayan anlamıştır herhalde.

Kıymetli okurlar; ben daha önce de geçtiğimiz yıllarda ara ara yazdım, hiçbir şey olmadı. Ama yine de bir defa daha yazayım. Belki bundan sonra da yazarım, artık nasip.

Şimdi ilçemizde bir limanımız var. Rusya’dan, Ukrayna’dan, Romanya’dan ithalat ve ihracat noktasında önemli bir rol oynuyor. Sakarya ilinin ve bölgemizin ekonomik ve stratejik açıdan baktığımızda kıymeti ve değeri büyük. Buraya kadar herhangi bir sorun yok.

Ama kamuoyunda çeşitli iddialar ve konuşmalar, cevapsız bir şekilde bekliyor. Geçtiğimiz haftalarda kıyıya vuran gemi… “İcralık” diyen de var, “bilerek yapıldı” diyen de… Bu ve benzeri konular kamuoyunda konuşuluyor ve tartışılıyor.

Bunların yanında, gemi kıyıya vurduktan bir müddet sonra bir çanta da kıyıya vurdu. Sahilde yürüyüş yapan bir vatandaşın ihbarı üzerine güvenlik güçleri geldi. Çantanın içinde uyuşturucu veya uyarıcı maddelerde kullanılan bir ham madde ya da benzeri bir şey olduğu tespit edildi. Güvenlik güçleri el koydu ve inceleme başlattı. Ancak inceleme sonucunun ne olduğu henüz bilinmiyor.

Yine buna benzer olaylar geçmiş yıllarda da yaşandı. Karasu sahillerinde revire ait tıbbi aletler, farklı evsel atıklar kıyıya vurmuştu. Gemilerde alt kadrolarda çalışan kişilerin genellikle ikinci ve üçüncü dünya ülkelerinden olması, eğitimsizlik ve sosyal yaşam koşulları gibi sebeplerle denizin kirletilmesine yol açıyor mu? Buna “evet” demek mümkün. Geçmiş yıllarda yapılan haberler de bunu doğrular nitelikte.

Karaya vuran bu ikinci gemi vakasını daha ne kadar yaşayacağız, belli değil.

Yine cevap aradığım bir konu daha var. Aslında çok konu var ama yazının sınırı yetmez. Limanda sıra bekleyen gemiler neden İhsaniye yönüne değil de insanların yoğun olarak denize girdiği Akkum bölgesine sıralanıyor? Bu, acil çözüm bekleyen bir husus. Bu bekleme sırasında denize, gemilerin altından üstünden, bilerek ya da bilmeyerek bir şeyler bırakılıyor mu?

Tüm bu konularla ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, kendinize iyi bakın. Hoşça kalın.