Ayşenur Elmacı'nın "Bir başkadır Aziziye" başlıklı köşe yazısı
Günümüzde insanlar birbirine her zamankinden daha yakın görünse de aslında birbirinden uzaklaşıyor. Aynı sokakta yıllarca oturup komşusunun adını bilmeyenlerin sayısı artarken, hayatın koşuşturması içinde paylaşmayı, dayanışmayı ve birlikte vakit geçirmeyi de yavaş yavaş unutuyoruz.
İşte tam da böyle bir dönemde Aziziye Mahallesi’nde gerçekleştirilen bayramlaşma programı, bizlere mahalle olmanın, komşu olmanın ve birlikte yaşamanın gerçek anlamını bir kez daha hatırlattı.
Aziziye mahallesi bu yaşıma kadar bana hep sıcak gelmiştir.
Araçla mahalleden geçerken bile aldığın nefes bile farklı oluyor sanki. İnsanların sıcak kanlılığı, birlikteliği belki de o yeri güzel yapan şeydir.
Mahalle sakinlerinin kendi imkanlarıyla organize ettiği etkinlik için yapılan çağrı oldukça anlamlıydı: “Kamp sandalyeni, çayını, poğaçanı, kekini al gel.” Bu çağrı aslında sadece bir davet değildi; paylaşmanın, birlik olmanın ve aynı sofranın etrafında buluşmanın çağrısıydı. Vatandaşlar evlerinden getirdikleri ikramları birbirleriyle paylaşırken, çocuklar da kurulan etkinlik alanlarında bayramın neşesini doyasıya yaşadı.
Karasu’nun kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Tıntın Deresi, geçmişte olduğu gibi bugün de insanları bir araya getirmeye devam ediyor.
Bu kez bir konserin, festivalin ya da gösterinin değil; samimiyetin, komşuluğun ve mahalle ruhunun adresi oldu. Alanda oluşan sıcak görüntüler, aslında toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin ne olduğunu da gösterdi: Birlikte olmak.
Aziziye Mahallesi aslında şimdi değil yıllardır bu yönüyle dikkat çekiyor. Karasu’nun mahalleleri arasında belki de birbirine en bağlı, dayanışma kültürünü en güçlü şekilde yaşatan mahallelerinden biri olarak öne çıkıyor. Acıda da sevinçte de bir araya gelebilen, komşusunun derdiyle dertlenen, mutluluğunu paylaşan insanların oluşturduğu bu yapı, mahalleyi sadece bir yerleşim alanı olmaktan çıkarıp büyük bir aileye dönüştürüyor.
Bugün toplum olarak ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla bina, daha geniş yollar ya da daha yüksek duvarlar değil; daha güçlü insan ilişkileri, daha sıkı komşuluk bağları ve daha fazla dayanışma ruhudur. Çünkü bir şehri şehir yapan beton yapılar değil, o şehirde yaşayan insanların birbirine olan bağlılığıdır.
Aziziye Mahallesi’nde verilen bu güzel tablo, sadece mahalle sakinlerine değil tüm Karasu’ya örnek olacak nitelikte. Birlik ve beraberliğin yaşatıldığı, paylaşmanın değer gördüğü, komşuluğun hala sıcaklığını koruduğu bu tür buluşmaların artması dileğiyle...
Çünkü bir mahalleyi mahalle yapan yolları değil, insanlarıdır.



