Ayşenur Elmacı'nın "Karasu sahilinde cevabı aranan soru. Neden sadece iki beach?" başlıklı köşe yazısı

Muhalefet yapmak, demokrasinin en önemli unsurlarından biridir. Ancak burada asıl sorulması gereken soru şu: Muhalefeti gerçekten vatandaşın yararına olacak konularda mı yapıyoruz, yoksa sadece karşı çıkmak için mi?

Bu ikisi arasında çok büyük bir fark var. Bir hizmeti eksikleriyle eleştirmek elbette herkesin hakkıdır. Fakat sadece karşı tarafta olduğu için yapılan, üsluptan uzak ve çözüm üretmeyen eleştiriler, en büyük zararı yine vatandaşa veriyor. Artık eleştirmek için eleştirmeyi bir kenara bırakıp, halkın faydasına olan projelerde ortak akılla hareket etmeyi öğrenmek zorundayız.

Bunun en somut örneklerinden birini bu yaz Karasu sahilinde yaşadık. Sahilde gerçekleştirilen yıkım çalışmalarının ardından tatilciler adeta ortada kaldı. Oysa planlanan projeye göre sahilde 7 beach hizmet verecekti. Bugün ise yalnızca 2 beach vatandaşın kullanımında.

Sonuç ne oldu?

Hafta sonu sahile inen herkes aynı manzarayla karşılaştı. Şezlong bulmak neredeyse imkansızdı. Vatandaş ayakta bekliyor, "Acaba bir yer boşalır mı?" diye umut ediyor. Tuvalet, duş ve diğer temel ihtiyaçlar konusunda da ciddi yoğunluk yaşanıyor.

Peki, bu noktaya nasıl geldik? Önemli olan burası

Başından beri yapılan tartışmaları hatırlayalım. "Sahile taş mı olur?", "Neden böyle yapılıyor?" gibi eleştiriler peş peşe geldi. Oysa eğer ahşap sistem tercih edilseydi, her yıl sökülüp yeniden yapılacak ve bu kez de "Her yıl milyonlarca lira boşa harcanıyor." eleştirileri yükselecekti.

Yani sağa dönseniz eleştiri, sola dönseniz eleştiri...

Peki, bunun kazananı kim oldu? Ne vatandaş kazandı ne de tatilci.

Geçtiğimiz belediye meclis toplantısında bu konu bir kez daha gündeme geldi. Yeniden Refah Partisi Meclis Üyesi Hakkı İskender, Belediye Başkanı İshak Sarı'ya hitaben, "Hizmete küsülmez." diyerek beach hizmetlerinin ihtiyaç olduğunu vurguladı. İskender, başlangıçta planlanan sayıdan vazgeçilmemesi gerektiğini belirterek, vatandaş adına beachlerin bir an önce tamamlanmasını talep etti.

Başkan İshak Sarı ise dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Karasu'da yapılan her işin eleştirildiğini belirterek, "Yapsan da eleştiriliyorsun, yapmasan da..." anlayışının hizmet üretmeyi zorlaştırdığını ifade etti. Sahil yolu yapılırken de, beach projesi hazırlanırken de yoğun tepki aldıklarını söyleyen Sarı, başlangıçta ihtiyaç duyulacağını öngördükleri 7-8 beach yerine gelen tepkiler nedeniyle sadece 2 beach ile yetinmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.

Bugün yaşanan yoğunluk da aslında o gün yapılan uyarıları doğrular nitelikte.

Elbette her proje eleştirilebilir. Yanlış görülen noktalar dile getirilebilir. Ancak eleştirinin amacı hizmeti durdurmak değil, daha iyi hale getirmek olmalıdır. Çünkü kamu yatırımları siyasi tartışmaların değil, vatandaşın ihtiyaçlarının merkezinde değerlendirilmelidir.

Karasu her geçen yıl daha fazla turist ağırlayan bir ilçe haline geliyor. Böyle bir ilçede insanların denize girdikten sonra duş alabileceği, tuvalet ihtiyacını karşılayabileceği, ailesiyle güvenli ve düzenli bir ortamda vakit geçirebileceği sosyal alanların artırılması bir lüks değil, ihtiyaçtır.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Bir hizmete sırf karşı çıkmak için mi itiraz ediyoruz, yoksa gerçekten daha iyisini istediğimiz için mi eleştiriyoruz? Çünkü bazen en ağır bedeli, siyasi tartışmalar değil; gölgede oturacak yer bulamayan, duş sırası bekleyen ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan vatandaş ödüyor.