Ayşenur Elmacı'nın "Mesele siyaset değil, bir nesli korumak olsun" başlıklı köşe yazısı
Karasu’da siyaset çoğu zaman yol, kaldırım, imar ve hizmet tartışmaları üzerinden yürür. Oysa bazen bir önerge gelir ve size şunu hatırlatır: Bir ilçenin en büyük meselesi beton değil, insanıdır. Hele konu gençlerse, mesele artık sadece siyaset değil; geleceğin ta kendisidir.
Cumhuriyet Halk Partisi Karasu Belediye Meclis Üyeleri Mithat Kandil ve Mücahit Karakaş tarafından verilen “Bağımlılıkla Mücadele ve Gençliği Koruma Komisyonu” kurulması önergesi tam da bu yüzden dikkat çekici ve önemlidir.
Çünkü bugün Türkiye’nin birçok ilinde, ilçesinde olduğu gibi Karasu’da da herkesin gördüğü ama çoğu zaman yüksek sesle konuşmaktan kaçındığı bir gerçek var: Gençler ciddi bir tehdit altında. Uyuşturucu ve bağımlılık artık yalnızca büyükşehirlerin sorunu değil. Mahalle aralarında, okul çevrelerinde, sahillerde, parklarda, gençlerin bir araya geldiği her alanda bu risk kendisini hissettiriyor.
Daha acısı ise şu: Çoğu zaman olay yalnızca polisiye bir mesele gibi görülüyor. Oysa bağımlılık sadece emniyetin çözeceği bir sorun değildir. Bu mesele; aileyi, eğitimi, sosyal hayatı, yerel yönetimleri ve toplumsal dayanışmayı doğrudan ilgilendirir.
İşte bu nedenle önergedeki en önemli vurgu, mücadeleyi ortak akla dayandırmasıdır. İlçe Emniyet Müdürlüğü, Jandarma, Milli Eğitim, Sağlık Müdürlüğü, Yeşilay, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği çağrısı yapılması değerlidir. Çünkü gençleri korumak için önce “birlikte hareket etme iradesi” gerekir.
Yerel yönetimlerin görevi yalnızca çöp toplamak, asfalt dökmek ya da park yapmak değildir. Belediyecilik artık sosyal riskleri önceden görebilme sorumluluğunu da taşımaktadır. Eğer bir belediye gençlerin neden bağımlılığa sürüklendiğini araştırmıyorsa, gençlere sosyal alan açmıyorsa, aileleri bilinçlendirmiyorsa eksik kalır.
Karasu özellikle yaz aylarında nüfusu katlanan bir ilçe. Hareketlilik artıyor, kontrol zorlaşıyor, risk büyüyor. Böyle bir dönemde kurulacak bir komisyon yalnızca sembolik bir yapı olmamalı; sahaya inen, rapor hazırlayan, ailelerle temas kuran, okul çevrelerini inceleyen ve çözüm önerileri üreten aktif bir mekanizma haline gelmelidir.
Burada önemli olan bir başka konu daha var: Bu mesele siyaset üstü görülmelidir. Çünkü bağımlılık partilere göre ayrım yapmaz. Bir annenin gözyaşının siyasi görüşü olmaz. Kaybedilen her genç, aslında toplumun ortak kaybıdır.
Bu yüzden meclisteki tüm siyasi partilerin bu önergeye yaklaşımı net olmalı ikilemde kalınmamalıdır. Eğer gerçekten “önce gençlik” deniyorsa, bu komisyonun kurulması güçlü bir başlangıç olabilir.
Karasu’nun geleceğini konuşacaksak, önce gençlerini korumayı konuşmak zorundayız. Çünkü gençliğini kaybeden bir toplumun yarını da sessizce elinden kayıp gider.



