Ayşenur Elmacı'nın "Şeker’den anlamlı sitem" başlıklı köşe yazısı

Toplumsal bir çöküş bazen gürültüyle değil, sessizce başlar. Ve çoğu zaman ilk işaretleri görmezden gelinir. Ta ki birileri çıkıp yüksek sesle “Bir şeyler yanlış gidiyor” diyene kadar…

Büyük Birlik Partisi Karasu İlçe Başkanı Tuncay Şeker’in yaptığı paylaşım tam da böyle bir uyarı niteliği taşıyor. Sert, sitem dolu ve bir o kadar da kaygılı. Belki tartışılabilir, belki herkes aynı noktadan bakmayabilir; ama dile getirilen tehlikeyi yok saymak mümkün değil.

Karasu, her yaz nüfusu katlanan, hareketlenen bir ilçe. Bu hareketlilik sadece ekonomik canlılık getirmiyor; ne yazık ki karanlık yapıların da iştahını kabartıyor. Uyuşturucu meselesi artık sadece büyük şehirlerin sorunu değil. Küçük ilçeler, sahil bölgeleri ve geçiş noktaları giderek daha fazla hedef haline geliyor.

Şeker’in dikkat çektiği iki önemli nokta var. İlki, günlük kiralamalar. Kontrolsüz ve denetimsiz şekilde yapılan bu kiralamalar, sadece ekonomik bir tercih olarak görülmemeli. Kimin gelip kaldığı, ne amaçla bulunduğu bilinmeyen mekanlar, suç örgütleri için bulunmaz fırsatlar yaratabiliyor. Kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli bir güvenlik sorunu oluşturuluyor.

İkinci nokta ise daha çarpıcı: Uyuşturucunun artık sadece karadan değil, deniz yoluyla da ilçeye ulaşabilirliği, kıyıya vuran bir gemi, ardından bulunan uyuşturucu… Bunlar basit tesadüfler olarak geçiştirilecek olaylar değil. Aksine, daha büyük bir tablonun küçük parçaları olabilir.

Burada asıl mesele şu: Tepki vermekte ne kadar geç kalıyoruz?

Uyuşturucu ile mücadele sadece emniyet güçlerinin görevi değil. Elbette asıl yük onların omzunda ama toplumun desteği olmadan bu savaş kazanılamaz. Şeker’in “Gördüğünüzü bildirin” çağrısı bu yüzden önemli. Ancak bu çağrının karşılık bulabilmesi için insanların korkmadan, çekinmeden hareket edebileceği bir güven ortamı da şart.

Bir diğer hassas konu ise bağımlı gençler. Çoğu zaman toplum olarak en büyük hatayı burada yapıyoruz: Dışlamak. Oysa bağımlılık bir suçtan çok bir sonuçtur. Yanlış arkadaşlıkların, ilgisizliğin, boşluğun ve bazen de çaresizliğin sonucu… Ailelerin utanmadan, gizlemeden çocukları için yardım istemesi gerekiyor. Çünkü susmak, sorunu büyütmekten başka bir işe yaramıyor.

Karasu’nun meselesi siyaset üstü bir meseledir. Bu konu üzerinden siyasi hesap yapmak, taraflaşmak ya da sorumluluğu birbirine atmak kimseye bir şey kazandırmaz. Aksine zaman kaybettirir. Ve bu kaybın bedelini en çok gençler öder.

Bugün yapılması gereken şey çok net: Gerçeklerle yüzleşmek

Eğer bir ilçede uyuşturucu konuşuluyorsa, bu bir algı değil bir uyarıdır. Eğer insanlar endişelerini açıkça dile getiriyorsa, bu bir fırsattır. Çünkü hala farkındalık var demektir.

Görmezden gelmek en kolay yol. Ama en tehlikelisi de…

Karasu’nun geleceği; sahillerinde, sokaklarında, evlerinde büyüyen çocukların elinde, onları korumak ise sadece bir kurumun değil, hepimizin sorumluluğu.