Hasan Kar'ın "Kuralsızlık bitmeden usanmadan devam ediyor" başlıklı köşe yazısı
Karasu, her yaz olduğu gibi bu sezon da tatilcilerin, yazlıkçıların ve deniz tutkunlarının akınına uğruyor. Nüfusumuz bir anda katlanıyor, caddeler şenleniyor, sahil boyu cıvıl cıvıl bir hal alıyor. Buraya kadar her şey güzel; ilçemizin canlanması, esnafın yüzünün gülmesi elbette hepimizin arzusu.
Ancak bu güzel tablonun bir de madalyonun öteki yüzü var: Trafik keşmekeşi ve her geçen gün dozu artan gürültü kirliliği...
Huzur ararken gürültüye boğulmak!
Yaz sıcaklarından kaçıp Karasu’ya gelen de burada yerleşik yaşayan da akşam saatlerinde şöyle bir nefes almak, balkonda çayını yudumlamak ya da penceresini açıp uyumak istiyor. Fakat ne mümkün!
Günün her saatinde, ama özellikle gecenin en sessiz anlarında sahneyi "özel düzenekli" egzoz sesleri alıyor. Araçlarına ya da motosikletlerine taktıkları abartı egzozlarla caddeleri yarış pistine çeviren bir avuç duyarsız, kentin bütün huzurunu tek bir kontak hareketiyle yok ediyor.
Uykusundan sıçrayarak uyanan bebekler,
Hastası olup dinlenmeye çalışan aileler,
Günün yorgunluğunu atmak isteyen Karasulular...
Hiç kimsenin bu "gürültü terörüne" maruz kalma zorunluluğu yok.
"Karasu bir dinlenme ve huzur beldesidir; kimsenin kişisel zevkleri, toplumun huzur hakkından daha üstün olamaz."
Yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim; emniyet güçlerimiz ve trafik ekiplerimiz denetimlerini sürdürüyor. Cezalar kesiliyor, araçlar bağlanıyor. Ancak ne hikmetse bu kuralsızlık bıkmadan, usanmadan devam ediyor.
Biri ceza yiyip çekilirken, bir başkası aynı gürültüyle sokaklara dalıyor. Demek ki uygulanan yaptırımlar henüz caydırıcı bir eşiğe ulaşmış değil. Ya da bu sürücüler, başkalarının huzurunu kaçırmayı bir övünç kaynağı sanmaya devam edecek kadar toplumsal saygıdan uzak.
Karasu; deniziyle, doğasıyla ve misafirperverliğiyle anılmayı hak ediyor; patlayan egzoz sesleriyle değil. Yetkililerin bu haklı feryada daha güçlü bir ses vereceğine inanıyor, Karasu’da huzurlu ve sessiz akşamlar diliyorum.



