Hasan Kar'ın "Hem barışa hem de savaşa hazırız" başlıklı köşe yazısı
Dün gibi hatırlıyorum 1990’ların sonu ve 2000’lerin hemen başı Güneydoğu da sınırlarda istihbarat akışına en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda elimiz kolumuz bağlıydı. İsrail’den kiralanan veya fahiş fiyatlarla satın alınan Heron’lar gökyüzündeydi ama kontrolü asla bizde değildi. İhtiyaç anında arıza yaptı denilerek hangarda bekletilen, görüntü iletimi geciktirilen, bakım süreleri bahane edilerek koz olarak kullanılan sistemler…
Bin bir bahane bin bir zorlukla milli güvenliğimiz adeta bir başkasının insafına terk edilmişti.
Peki ya bugün?
Geçtiğimiz hafta Gölcük’te gerçekleştirilen TEKNOFEST Mavi Vatan buluşması, bu coğrafyada yazılan bağımsızlık destanının en somut nişanesi olarak karşımızda duruyor.
Geçmişin cenderesinden çıkıp bugün kendi bayraktarlarımızı KIZILELMA’larımızı ANKA’larımızı ve denizaltılarımızı inşa eden bir Türkiye var. Bu muazzam zihniyet devriminde milli teknoloji hamlesini bir memleket davası haline getiren Selçuk Bayraktar’ın ve Bayraktar liderliğindeki vizyonun katkısı tartışılmaz.
Topluma aşılanan “Biz yapabiliriz” özgüveni, gençleri hayal kurmaya ve o hayalleri gökyüzüyle buluşturmaya sevk etti.
Eğer bu hamleler yapılmasaydı, bugün sınır ötesinde, Doğu Akdeniz’de ya da Mavi Vatan’da ne halde olurduk. Hangarda onay bekleyen yazılımlarla mı sınırlarımızı koruyacaktı. Parasını verdiğimiz halde teslim edilmeyen mühimmatlarla mı caydırıcılık sağlayacaktık. İnsafına kaldığımız güçlerin diplomatik baskılarına boyun mu eğecektik.
Bugün geleceğimiz sağlam temeller altında yarına daha güvenli; hem barışa hem de savaşa hazır bir kabiliyetle ilerliyor.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın…



