Remzi Akbaş'ın "Adını siz koyun" başlıklı köşe yazısı
Asgari ücretliler için belirlenen zam artışının tepkileri devam ederken, son 6 aylık enflasyon farkı baz alınarak 2026'nın ilk yarı dönemi için aylıklara yüzde 12,19 zam artışı düşük aylık alan yaklaşık 10 milyon emekliyi mutlu etmedi.
Bu artışla birlikte en düşük emekli aylığı 16 bin 881TL'den Meclis’te kabul edilecek yasal düzenleme ile 18 bin 938 TL, yuvarlarsak 19 bin TL seviyesine yükselmesi bekleniyor.
Memur emeklilerine de yüzde 18,61 enflasyon artışına ilave toplu sözleşmeden kaynaklanan bin liralık seyyanen artış yapıldı.
Şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Türk-İş'in belirlediği Aralık ayı "Açlık Sınırı" 30 bin 655 TL.
Buna göre, yapılan zamla birlikte toplam emeklilerin yüzde 60'ının aldığı aylık açlık sınırı altında kaldı.
Yıl bütününe bakıldığında SSK ve Bağ-Kur emeklilerine Ocak-Temmuz döneminde gerçekleşen yüzde 16,67 enflasyon farkı yansıtılmıştı. Temmuz-Aralık döneminde gerçekleşen yüzde 12,19 enflasyonu da ilave ederseniz kümülatif olarak toplamda yuvarlarsak yüzde 29 yapar.
Yıllık enflasyon kaç geldi? Yüzde 30,89 (31)
Yılın bütününde emekli ne aldı? Yüzde 29.
Demek ki yılın bütünü hesap edildiğinde emekli aleyhine 2 puanlık fark oluşmuş ve bu fark aylıklara mutlaka ilave edilmesi gerekir.
Toplumsal barıştan söz edenlere soruyorum:
Bu ücret politikası ile toplumsal barış nasıl sağlanacak?
Bakınız;
Emeklilerin yüzde 40'ı en düşük aylık alanları kapsıyor. Yani yeni zamla birlikte 19 bin TL alacak.
4 milyon civarında da dul ve yetim aylığı alanlar var. Bunların aylıkları çok daha düşük.
Biliyorum kafanızı rakamlarla biraz yordum.
Bunları bilelim ki, yıllardan beri sözde dünyanın en iyi ilk 10 ekonomisine ulaşma hedefi gösterenlerin ne kadar samimiyetsiz olduğunu anlayalım.
Şurası bir gerçek ki; emeklilerin aldığı aylıklar her geçen yıl daha da eriyor. 2002'de milli gelirden aldığı pay yüzde 58 civarında iken şimdi yüzde 28 civarına düşmüş oldu.
Şunu da pas geçmeyeyim. Eğer önümüzde bir genel seçim olsaydı zam artışı böyle mi olurdu? Ayrıca hangi maddeyi nasıl fiyatladığını bilmediğimiz Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nca belirlenen bu enflasyon verilerine inanıyor musunuz?
Buna bir örnekle yazımı sonlandırıyorum:
2015 yılı başında en düşük emekli aylığı 1071 liraya çıkarılmıştı. Bu aylıkla 7 çeyrek altın alınıyordu. Bugün çeyrek altının fiyatı 10 bin 400 TL civarında olduğuna göre, 7 çeyrek altının karşılığı 72 bin 800 TL ediyor. Altın hesabıyla demek ki en düşük emekli aylığı böyle olmalıydı. Sadece altın hesabı değil, başka parametreleri (değişkenlik) de örneklesek emeklinin mağdur edildiğini görürsünüz.
Bu arada, Stalin tavuk hikayesini okumanızı tavsiye ederim.
O nedenle asgari ücretliyi, emekliyi açlığa mahkum eden bir anlayışa bir başlık koyamadım.
Hadi adını siz koyun!
Next


