Remzi Akbaş'ın "Bu projeler Karasu’yu uçurabilir" başlıklı köşe yazısı

Bir bölgenin gelişmesinin en önemli faktörü havalimanı, denizyolu, karayolu ve demiryolu gibi altyapısıdır.

Karasu 2005 yılından beri inşaat ile büyüyen ilçe olmuştur.

Kurulum çalışmalarının 2002’de başladığı ve 6 firmanın kayıt yaptırdığı ancak nedense öncülüğünü Gazi Metal'ın yaptığı 3 firmanın faaliyette bulunduğu "Organize Sanayi Alanı" ile başlayan yatırımlar Karasu ekonomisinin gelişimine yeterli olmadı.

Camitepe Mahallesi'nde alınan araziye rağmen yılan hikayesine dönen Kibar Holding'e bağlı "Assan Alüminyum" fabrikasının da bir türlü hizmete girmemesinin yanı sıra, Denizköy Mahallesi sahil bandında 2019 yerel seçimler öncesinde kurulum çalışması başlatılan "BMC Savunma Sanayi Fabrikası"nın sökülüp gittiğine şahit olmuştuk.

Bundan önce de "Gemi Tersanesi" kısa bir süre çalışmış ancak o da pılını pırtını toplayıp çekip gitmişti.

Bütün bu olumsuz gelişmeler Karasu ekonomisinin gelişmesine önemli sekte vurdu. Limanın yapılması ve transit taşımacılığa açılması da Karasu'ya çok fazla bir katkısı olmadı. Şimdi kapasite artışı yapılarak daha fazla geminin yanaşmasının önünün açılması planlanıyor.

Ancak demiryolu projesinin 20 yıla yakın süredir bir türlü tamamlanmaması bu gelişmenin önünde bir engel oldu. Şimdilerde yeniden düğmeye basıldığını projenin ihaleye verildiğini öğrendik.

Bir ilçede liman, karayolu ve demiryolu bağlantılarının bir arada bulunması, o bölgeyi tam anlamıyla bir lojistik üs ve ekonomik çekim merkezi haline getirir. Coğrafyada ve taşımacılıkta bu duruma "multi-modal" (çok modlu) taşımacılık altyapısı denir ve küresel ticaretin en güçlü anahtarıdır. ​Bu üçlü kombinasyonun bir arada bulunması hammaddeye kolay erişimi sağlar.

Organize Sanayi Bölgeleri (OSB)'nin kurulması ve yabancı yatırımcının önünü açar. Yatırımcı, malını ürettiği an dünyaya açabileceğini bilir. İlçe sadece kendi ürettiğini satmaz; hinterlandından (art bölge) gelen tüm malların dünyaya açıldığı bir kapı olur. Depolama, gümrükleme, antrepo ve ambalajlama sektörleri devasa bir iş koluna dönüşür.

​Sanayi ve lojistik sektörünün büyümesi, çevre bölgelerden yoğun bir iş gücü göçünü tetikler.

​Sadece fabrika işçiliği değil; denizcilik, gümrük müşavirliği, lojistik yönetimi, bankacılık ve sigortacılık gibi beyaz yakalı iş kolları da gelişir.

​Devlet ve yerel yönetimler, bu kadar stratejik bir ilçenin enerji, haberleşme ve su altyapısını en üst düzeye çıkarmak zorunda kalır.

Nüfus arttıkça konut ihtiyacı, bankacılık, eğitim, sağlık, otelcilik ve restoran sektörü hızla büyür. İlçe, bağlı olduğu ilin merkezinden daha hareketli bir ekonomiye kavuşabilir. Sadece sanayi değil; turizm ve fındık başta olmak üzere tarımın gelişmesinin yanı sıra spor faaliyetleri projeleri de ilçenin kalkınması için önemli bir yer tutacaktır.

​Elbette bu hızlı büyüme her zaman pozitif sonuç doğurmaz. Doğru bir imar ve çevre planlaması yapılmazsa; hava ve deniz kirliliği, çarpık kentleşme, tarım arazilerinin kaybı ve aşırı trafik yoğunluğu gibi ciddi sorunlar da ilçenin yaşam kalitesini tehdit edebilir.

​Türkiye'den Kocaeli (Gebze/Körfez), İzmir (Aliağa), Mersin (Akdeniz) veya İskenderun gibi ilçeler bu üçlü altyapının bir bölgeyi nasıl devasa bir sanayi ve ticaret devine dönüştürdüğünün en net örnekleridir.

Sonuç olarak; başta siyasi temsilciler olmak üzere Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Odalar ve diğer kuruluşlar bu projelere sahip çıktığı takdirde Karasu'yu ekonomik ve kültürel yönden uçurabilir.