Biraz mola istesem

Kimi büyük yazarlar, ya mahkeme için ya da kitap imzalamak için okurlarından izin ister. Ben de bu modaya uyarak Karasu’nun gittikçe yükselen değeri olan ve gittikçe beğenilen KarasuHaberleri.com ve Öncü Karasu’daki yazı yazma yarışıma mola vererek kısa süreliğine Korona molası istesem bana kırılır mısınız? Kırılmazsınız biliyorum. Sonuçta biz, bir Yılmaz Özdil falan değiliz ki, bir garip Nazım Aktürk’üz. Hem sonra elde avuçta malzeme kalmadı. Eften püften konularla kafanızı şişirmektense, şu tam kapanma mıdır nedir, o bir bitse de hem sosyal yaşamımızda hem sporda önümüzü bir görsek. Sonuçta biz spor yazıyoruz. İnşallah dönüşte BAL’ın (Bölgesel Amatör Lig) hikayesini yazmaya başlayarak daha canlı yazılarla karşınızda olurum. Şimdilik kalın sağlıcakla. Umarım geriye dönüşte yine siz burada beni bekliyor olursunuz. Koronasız sağlıklı günler dileğiyle, kendi kendimi dinlenmeye aldım. Umarım hoş görürsünüz…

Adab-ı Muaşeret dersi

Ali Dilmen Mahallesi Muhtarının bilgisayarında, geçmişin eğitim yıllarının içinde yer alan Adab-ı Muaşeret dersinin okutulduğu 1960 yılının izlerini gördüm. O günleri yaşayan biri olarak ilgimi çeken bu anlatımı aldım. Benim değerlendirme masamın üstüne koydum. Adab-ı muaşeret dersinin ilkokul sıralarından başlayarak yarının büyüklerini yarınlara hazırlarken ne kadar önemli olduğuna bugünle yaptığım kıyaslamayla çok net olarak görürken inanın içim burkuldu. Eğitimin nerelerden nerelere geldiğini, insani değerlerin geçmiş güzelliklerle olan bağını büyük ölçüde kaybettiğini düşünerek ülkemin geleceği adına derin bir ah çektim. Taa 61 yıl öncesinde eğitimde en önemli durak olan yarının gençlerini hazırlamak adına ilkokul eğitiminin ne kadar önemli olduğunu, temel eğitimin buradan başladığını, bugünkü eğitim sistemi ile karşılaştırdığımda o yılları bilen, o yılların eğitim çarkı içinde yetişen biri olarak bu gün daha iyi anlıyorum. Geriye dönüp bakmayı çok isterim de, bizi oralardan bilinçli olarak çok uzaklaştırdılar. Gelin, Ali Dilmen mahallesi Muhtarı Münir’in fotokopisini çekerek bana uzattığı Adab-ı Muaşeret dersinin ilkokullarda okutulduğu yıllardaki içeriğini hep beraber okuyalım.

Ayakta bir şey yenip içilmez; eller pantolon cebine sokulmaz; başkasının kusuruyla alay edilmez; emanet eşyalar fazla geciktirilmez; pazarlık yapılırken mal kötülenmez; telefon eden önce kendini tanıtır; kalabalık yerlerde çiklet çiğnenmez; hiçbir yere ağızda sigara ile girilmez; sokak ortasında durarak konuşulmaz; kusur açıkça yüze karşı söylenmez; alay ve kötüleme ima ile bile yapılmaz; yerlere tükürülmez ve çevre kirletilmez; bencillik ancak çocuklarda ayıplanmaz; aksırırken el veya mendille ağız kapatılır; toplu yerlerde yüksek sesle konuşulmaz; Uzun zaman kalan misafire bir oda ayrılır; yemek davetinde yemekler geciktirilmez; sıra olan yerlerde sıraya geçilir, sıra bozulmaz; başkasının yanında ayaklar uzatılarak oturulmaz; başkasının lafı kesilmez; devamlıda konuşulmaz; Bir konuyu reddederken ciddi ve terbiyeli olunur; erkeği olmayan eve, erkek ziyareti hoş karşılanmaz. Biz o günleri gördük, görmeyenler için bir dersin anatomisini, hayat dersinin içeriğini buraya koydum. Okuyup anlamanızı, geçmişle bugünü kıyaslayacağınızı umarak bu geçmişin izlerini taşıyan yazının üstünü örtüyorum.

YORUM EKLE