Ayşenur Elmacı'nın "Geçmiş olsun Sakarya!" başlıklı köşe yazısı
Selin ardından geriye kalan sadece çamur değil, cevap bekleyen sorular oldu…
Sakarya, son günlerde etkili olan şiddetli yağışlarla birlikte bir kez daha sel gerçeğiyle yüzleşti. Neredeyse dört gün boyunca aralıksız devam eden yağmur, birçok bölgede hayatı olumsuz etkilerken, özellikle Karasu’da yaşanan su baskınları hepimize önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Doğal afetleri engelleyemeyebiliriz ama vereceği zararları azaltmak bizim elimizde.
Yağmur yağdı, dereler taştı, yolları ve sokakları su bastı. Vatandaşlar zor anlar yaşadı. Kimi evini, kimi iş yerini, kimi de yıllardır verdiği emeği korumaya çalıştı.
Peki, bütün bunlar yaşandıktan sonra ne olacak? Sular çekilecek, yollar temizlenecek, hayat yavaş yavaş normale dönecek. Birkaç gün yaşananlar konuşulacak, ardından her şey unutulup gidecek mi?
İşte asıl üzerinde durmamız gereken mesele tam da bu!
DARIÇAYIRI ARTIK KALICI ÇÖZÜM BEKLİYOR
Karasu’nun Darıçayırı Mahallesi, ne yazık ki her şiddetli yağışın ardından benzer manzaralarla gündeme geliyor. Sel denildiğinde akla gelen ilk yerlerden biri haline gelen Darıçayırı, bu yağışlardan da ciddi şekilde etkilendi.
Ancak artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Darıçayırı daha kaç kez aynı manzaraları yaşayacak? Her selin ardından bölgeye gidilmesi, incelemeler yapılması, temizlik çalışmalarının başlatılması elbette önemli. Ancak bunların hiçbiri tek başına kalıcı çözüm değil.
Darıçayırı'nda su baskınlarına neden olan sorunların bütün yönleriyle ele alınması, bölgenin altyapısının, dere yataklarının, su tahliye sistemlerinin ve taşkın risklerinin kapsamlı şekilde incelenmesi gerekiyor. Sorun nereden kaynaklanıyorsa tespit edilmeli ve ona göre ciddi yatırımlar hayata geçirilmeli. Çünkü aynı mahallenin sürekli aynı sorunlarla karşı karşıya kalması artık sıradan bir olay olarak değerlendirilemez. Darıçayırı halkının her kuvvetli yağmurda endişeyle beklemek yerine, kendisini güvende hissedeceği kalıcı çözümlere ihtiyacı var.
SADECE DARIÇAYIRI DEĞİL, KARASU MERKEZİ DE ALARM VERDİ
Yaşanan sel felaketinde dikkat çeken bir diğer nokta ise Karasu ilçe merkezinde meydana gelen su baskınları oldu. Diğer mahallelere göre daha ciddi şekilde etkilenen bazı bölgelerde yaşanan manzaralar, ilçemizin altyapı ve yağmur suyu tahliye sistemlerinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Burada kimse çıkıp da sadece “Uzun yıllardır böyle yağmur yağmamıştı” diyerek meseleyi kapatmamalı. Evet, yağışlar çok kuvvetliydi. Evet, olağan dışı hava olayları yaşanabiliyor. Ancak bu durum, karşılaşılan sorunların araştırılmasına ve gerekli önlemlerin alınmasına engel olmamalı.
Tam tersine, yaşananlar gelecekte karşılaşabileceğimiz daha büyük sorunların önüne geçmek için bir fırsat olarak görülmeli. Karasu merkezinde hangi sokakların, hangi caddelerin ve hangi mahallelerin su baskınlarından etkilendiği tek tek belirlenmeli. Yağmur suyu hatları, giderler, mevcut altyapı ve suyun tahliye edildiği noktalar yeniden gözden geçirilmeli.
Bugün su basan bir sokak için önlem alınmazsa yarın aynı sokakta aynı manzarayı görmemiz kimseyi şaşırtmamalı.
ÖNEMLİ OLAN SELDEN SONRA DEĞİL, SELDEN ÖNCE HAZIRLIKLI OLMAK
Afetlerin ardından yapılan müdahaleler kadar, afet yaşanmadan önce alınan önlemler de büyük önem taşıyor. Elbette selin yaşandığı ilk andan itibaren sahada görev yapan, vatandaşların yardımına koşan, gece gündüz demeden çalışan bütün ekiplere teşekkür etmek gerekiyor.
Ancak mesele yalnızca sel suyunu tahliye etmek, çamuru temizlemek ve kapanan yolları yeniden ulaşıma açmak olmamalı. Asıl başarı, bir sonraki şiddetli yağışta aynı bölgelerin yeniden sular altında kalmasını önleyebilmek ya da yaşanabilecek zararları en aza indirebilmektir.
Bunun için ilgili bütün kurumların bir araya gelerek ortak bir çalışma yürütmesi gerekiyor. Belediye, Büyükşehir Belediyesi, SASKİ, DSİ ve ilgili diğer kurumlar kendi sorumluluk alanlarında gerekli incelemeleri yapmalı, ihtiyaç duyulan projeleri belirlemeli ve kalıcı çözümler için harekete geçmeli.
Bu konu ertelenebilecek ya da yalnızca afet dönemlerinde gündeme getirilecek bir mesele değil. Çünkü söz konusu olan vatandaşın can güvenliği, malı, emeği ve huzuru. Unutmayalım; selden sonra yaraları sarmak önemlidir, ancak asıl mesele aynı yaraların tekrar açılmasını önlemektir.


