Hasan Kar'ın "Fındıkta küresel rekabet" başlıklı köşe yazısı
Geçtiğimiz hafta Giresun'da bir fındık sanayicisi ve iş insanı ülkemizde fındık ile ilgili bazı durumları ve hususları gündeme getirdi. Bugün serbest piyasaya baktığımızda ciddi bir uçurum görüyoruz.
TMO’nun belirlediği rakamın bu kadar altında bir piyasa neden oluştu? Geçen yıl TMO alım fiyatı 200 TL iken serbest piyasanın 275 TL’ye kadar tırmanması, üreticide bu sezon için de benzer bir beklenti yaratmıştı. Ancak bu yıl tablo tam tersine döndü. Giresunlu sanayici ve iş insanı Mustafa Demirci’nin dikkat çektiği noktalar, meselenin sadece birkaç tüccarın insafına bırakılamayacak kadar derin bir yapısal sorun olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Piyasadaki fiyat baskısını tek bir sebebe bağlamak imkansız. Süreci kilitleyen üç temel unsur var. Geçtiğimiz yıldan devreden yaklaşık 200 bin tonluk eski fındık stoku, bu yılın yüksek rekoltesiyle birleşti. Piyasada ciddi bir ürün bolluğu var ve bu durum fiyatları aşağı çekiyor. İhracatçı ve sanayici bugün yüzde 50-60’ı bulan kredi faizleriyle ayakta kalmaya çalışıyor.
Bankadan bu oranlarla finansman sağlayan sanayici, maliyet yükünü zorunlu olarak fındık alım fiyatına yansıttı. Randevu sistemiyle çalışıyor ve ödemeleri yaklaşık 21 günde yapıyor. Acil nakde ihtiyacı olan, borcu bekleyen üretici ise TMO’yu bekleyemeyip ürününü serbest piyasada daha düşük fiyata tüccara teslim etmek zorunda kalıyor.
İşin ilginç tarafı; bu yıl açıklanan fiyat dolar bazında (yaklaşık 5,4 dolar) fındık tarihinin en yüksek seviyelerinden biri. Ancak sahaya indiğinizde bu rakamdan memnun olan tek bir üretici bulamıyorsunuz. Nedeni çok açık: Gübre, mazot, ilaç ve işçilik kalemlerindeki fahiş artışlar, dolar bazındaki bu rekoru daha cebe girmeden eritti. Peki asıl tehlike nerde? ASIL TEHLİKE SINIR ÖTESİNDE.
Günübirlik fiyat tartışmalarına odaklanırken gözden kaçırdığımız çok daha büyük bir tehdit var. Bundan sadece 15 yıl önce fındık üretimi dahi bulunmayan Şili, bugün 115 bin ton seviyesine ulaştı ve 2030 hedefi tam 200 bin ton. Yine 15 yıl önce 30 bin ton üreten ABD, bugün 150 bin tona çıktı; 2030 için 250 bin tonu gözüne kestirmiş durumda. Gürcistan ve Azerbaycan da düşük maliyet avantajıyla sahada.
Bu ülkeler fındığı bizden çok daha düşük maliyetlerle üretiyor ve uluslararası pazara daha uygun fiyatlarla sunabiliyor. Yurt dışındaki alıcılar fiyat avantajı nedeniyle rotayı bu ülkelere çevirdikçe, Türk fındığının pazar payı eriyor. Pazar payı düştükçe, iç piyasada fındık satılamıyor ve fiyatlar daha da aşağı çekiliyor.
Kendinize iyi bakın…



