Remzi Akbaş'ın "Hukuk mu? Guguk mu?" başlıklı köşe yazısı

Modern devletin temel direği olan hukuk, yalnızca toplumsal düzeni sağlayan bir kurallar bütünü değil; aynı zamanda bireyi devletin sınırsız gücüne karşı koruyan en güçlü kalkandır.

Ancak son yıllarda tanıklık ettiğimiz siyasi nitelikli davalar, bu kalkanın yer yer bir kılıca dönüştüğünü göstermektedir.

Hukuk sistemindeki en büyük aşınma, yargının bağımsız bir hakem olmaktan çıkıp, siyasi rekabetin bir enstrümanı haline gelmesiyle başlar.

Literatürde "düşman ceza hukuku" olarak adlandırılan bu yaklaşımda; yargılanan kişi bir "yurttaş" olarak değil, bertaraf edilmesi gereken bir "hasım" olarak görülür.

Bu noktada hukuk, adaleti tesis etmek için değil, siyasi iklimi dizayn etmek için kullanılır.

Hukuk devletinin en temel niteliği hukuki güvenlik ilkesidir. ​Liyakat esas alınmalıdır.

Siyasi yargılamaların ve hukuk sistemindeki erozyonun ekonomiye ne kadar olumsuz yansıdığını geçmiş dönemlerde görmüştük.

Dolayısıyla hukukun adil uygulanmaması bir ülkenin refah seviyesini doğrudan belirleyen en kritik faktörlerden biridir.

Bir örneğini verirsek;

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre Türkiye'ye gelen net doğrudan yatırımlar 2007 yılında 26,3 milyar dolar iken, bu yıl 2,7 milyar dolar ile son 20 yılın en düşük seviyesine inmiştir.

Eğer bir ülkede yargı siyasileşmişse, sermaye sahibi (yerli veya yabancı) varlıklarını koruma içgüdüsü ile çareler aramaya başlar. Uluslararası sermaye, parasını hukuki öngörülebilirliğin olduğu ülkelere taşır.

Hukuk sistemine güvenin sarsılması sadece parayı değil, yetişmiş insan gücünü de kaçırır.

Özetle: Hukukun olmadığı yerde piyasa orman kanunlarına döner. Adalet, sadece mahkeme salonları için değil, ekmek teknesi ve cüzdan için de en temel ihtiyaçtır.

Sonuç olarak:

​"Hukuk mu, gukuk mu?" sorusu, aslında bir toplumun nasıl bir gelecekte yaşamak istediğiyle ilgilidir.

Yazımı Alman Filozof İmmanuel Kant'ın sözüyle noktalayayım:

“Bir insana yapılan adaletsizlik, tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.”