Beyza Bayraktar'ın "Okulda şiddet tesadüf değil" başlıklı köşe yazısı

Son zamanlarda okullarda yaşanan şiddet olayları, sadece “haber” olarak geçip gidecek türden değil. Bu olaylar, tek tek bireylerin davranışları gibi görünse de aslında daha geniş bir tablonun parçaları. Görmek istemediğimiz, ertelediğimiz ve çoğu zaman başkasına ait sandığımız bir tablonun.

Bir çocuk, bir sabah uyanıp bir anda bu kadar ağır bir davranışın öznesi haline gelmez. Bu noktaya geliş, çoğunlukla uzun bir sürecin sonucudur. Duyulmayan duygular, fark edilmeyen sinyaller, ertelenen müdahaleler. Hepsi yavaş yavaş birikir.

Bugün karşılaştığımız tabloyu sadece “bireysel sorun” olarak görmek, meseleyi basitleştirmek olur. Çünkü çocuklar içinde bulundukları ortamdan bağımsız değildir. Ailede kurulan ilişki, okulda hissedilen güven, sosyal çevrede karşılaşılan dil ve tutum. Hepsi çocuğun iç dünyasını şekillendirir.

Mesele yalnızca maruz kalınan içerikler değil. Aynı zamanda çocuklara nasıl eşlik edildiği de belirleyici. Sınırsız özgürlük ile sağlıklı sınır arasındaki fark, burada kritik bir rol oynar. Çocuklar sadece sevgiyle değil; aynı zamanda tutarlılık, sınır ve rehberlikle gelişir.

Bugün belki de en zor ama en gerekli soru şu:

Biz çocukların dünyasında gerçekten var mıyız, yoksa sadece fiziksel olarak yanlarında mıyız?

Çünkü bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey büyük çözümler değil; fark edilmek, duyulmak ve anlaşılmaktır.

Bu nedenle yaşananları yalnızca “nasıl oldu?” sorusuyla değil, “biz nerede eksik kaldık?” sorusuyla da değerlendirmek gerekir. Suçu hızlıca bir yere yüklemek kısa vadede rahatlatıcı olabilir, ancak kalıcı bir çözüm üretmez.

Eğer bir değişim olacaksa, bu değişim önce bakış açımızda başlamak zorunda. Daha fazla fark etmek, daha erken görmek ve daha çok sorumluluk almak.

Çünkü hiçbir çocuk, taşıyamayacağı bir yükle doğmaz.

Ama bazen o yük, fark edilmediğinde büyür.

https://beyzabayraktar.com.tr/