Saadet Partisi Karasu İlçe Teşkilatı STK ve Halkla İlişkiler Başkanı Mustafa Koçman, küçük suçlarla büyük çaplı yolsuzluklara yönelik uygulamaların toplumdaki adalet algısını zedelediğini savundu. Koçman, hukukun herkes için eşit işlemesi gerektiğini vurgulayarak açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

SUÇ VE CEZA DENGESİ

“Günümüzde adalet sisteminin işleyişi ve hukuk önündeki eşitlik ilkesi, toplumun tüm kesimleri tarafından sıklıkla sorgulanan ve tartışılan konuların başında gelmektedir. Özellikle temel haklara, geçim mücadelesine ve toplumsal vicdana dokunan olaylarda verilen tepkiler, adalet algısının ne denli yara aldığını açıkça gözler önüne sermektedir. Bugün yaşanan tablonun en çarpıcı çelişkisi, suç ve ceza dengesinin asıl sahipleriyle olan ilişkisinde kendini göstermektedir. Hayatta kalma mücadelesi veren, yoksullukla boğuşan bireylerin işlediği küçük ve zaruri suçlar karşısında devletin tüm kolluk kuvvetleri en sert tedbirlerle harekete geçmektedir.

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

En temel gıda maddelerine ulaşmakta zorlanan insanların düştüğü durumlar karşısında gösterilen bu ‘sıfır tolerans’ ve ağır müdahaleler, adalet mekanizmasının hızını ve kararlılığını küçük suçlarda açıkça kanıtlamaktadır. Diğer tarafta ise durum, adeta madalyonun diğer yüzü gibidir. Kamunun kaynaklarını, halkın ortak emeğini ve binlerce insanın geleceğini hortumlayan büyük yolsuzluklar, nitelikli dolandırıcılıklar ve ekonomik vurgunlar söz konusu olduğunda ise mekanizma bambaşka bir şekilde çalışmaktadır. Milyonların hakkını gasp edenler, büyük çaplı kamu zararlarına yol açanlar veya halkı yoksullaştıran ekonomik krizlerin arka planındaki asıl sorumlular; ne yazık ki uzun yargı süreçleri, cezasızlık kültürü ve çeşitli af ya da uzlaşma mekanizmalarıyla korunma altına alınmaktadır.

​İKİYÜZLÜ ADALET ANLAYIŞI

‘Ekmek çalana ters kelepçe, milleti soyana af veya hoşgörü mekanizması’ olarak özetlenebilecek bu ikiyüzlü adalet anlayışı, toplumsal barışı ve güven duygusunu temelden sarsmaktadır. Hukukun üstünlüğü ilkesi; güçlülerin ayrıcalığı değil, zayıfların ve mağdurların sığınağı olduğu sürece bir anlam ifade eder. Adalet kavramının özüne dönmesi, yasaların ayrıcalıklılara değil herkese eşit mesafede durması ve suçun büyüklüğüne göre değil, topluma verdiği zararın adalet terazisinde tartılması elzemdir. Çünkü vicdanları yaralayan asıl şey suçun kendisi değil, adaletin kişiye ve statüye göre şekillenmesidir.”