Uğur Büyük'ün "8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve kadın cinayetleri" başlıklı köşe yazısı
Türkiye'de kadın cinayetlerine dair veriler sivil toplum kuruluşları (Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu - KCDP ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu - TKDF) tarafından düzenli olarak takip edilmektedir. 2025 yılı ve 2026'nın ilk aylarına ait verilerine göre 2025 yılında kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerdeki artış dikkat çekmiştir.
Kadın cinayeti: Yıl boyunca yaklaşık 294 ile 297 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü rapor edilmiştir.
Şüpheli kadın ölümleri: Aynı dönemde 297 kadının ölümü "şüpheli" olarak kayıtlara geçmiştir.
Öne çıkan detaylar: Öldürülen kadınların büyük bir çoğunluğu (yüzde 61 – yüzde 80 arası) kendi evlerinde ve en yakınlarındaki erkekler (eş, eski eş veya aile üyeleri) tarafından katledilmiştir.
İçinde bulunduğumuz 2026 yılının ilk iki ayına dair güncel veriler ise şöyledir:
Ocak 2026’da farklı kaynaklara göre 19 ile 22 arasında kadın cinayeti işlenmiş, yaklaşık 14 şüpheli ölüm gerçekleşmiştir. Şubat 2026’ da 23 kadın cinayeti işlenmiş ve 29 şüpheli ölüm bildirilmiştir.
Kadın cinayetlerinin önüne nasıl geçilir?
Kadınları şiddetten koruyan yasaların tavizsiz uygulanması en kritik adımdır.
6284 Sayılı Kanun'un uygulanması: Şiddet uygulayan kişiye yönelik uzaklaştırma kararlarının takibi sıkılaştırılmalı ve ihlal durumunda verilen zorlama hapsi gibi yaptırımlar derhal devreye sokulmalıdır.
Cezasızlık algısının yıkılması: "Kasten öldürme" suçlarında uygulanan "iyi hal" veya "haksız tahrik" indirimlerinin kadın cinayeti davalarında uygulanmaması, adalete olan güveni artırır ve potansiyel failler için caydırıcı olur.
Risk analizi ve erken müdahale: Şiddet ihbarı alındığında kolluk kuvvetleri tarafından detaylı bir risk analizi yapılmalı, yüksek riskli vakalarda kadınlar için güvenli barınma alanları ve koruma personeli hızla tahsis edilmelidir.
Devlet kurumlarının şiddeti önleme konusunda daha donanımlı hale gelmesi gerekmektedir.
ŞÖNİM'lerin (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri) sayısı ve niteliği: Bu merkezlerin sayısı artırılmalı, uzman psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve hukukçu kadrosuyla 7/24 kesintisiz hizmet vermesi sağlanmalıdır.
Sığınma evlerinin kapasitesi: Yerel yönetimlerin (belediyeler) yasalarla zorunlu kılınan sığınma evi açma yükümlülüklerini yerine getirmesi, kadınların şiddet ortamından uzaklaşabilmesi için hayati önem taşır.
Elektronik kelepçe ve uygulamalar: KADES gibi mobil uygulamaların kullanımı teşvik edilmeli ve riskli faillerin elektronik kelepçe ile takibi daha yaygın hale getirilmelidir.
Şiddetin temelindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele edilmelidir. Kadınların şiddet gördükleri ortamlardan ayrılabilmeleri için ekonomik bağımsızlıkları büyük bir etkendir.



