Hasan Kar'ın "At binenin, kılıç kuşananındır" başlıklı köşe yazısı
Bir televizyon haberinde ya da herhangi bir sosyal medya platformunda kamuoyunu ciddi şekilde rahatsız eden durumlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Üstelik bu rahatsızlığa sebep olan kişi ya da kişiler çoğu zaman pişkinliklerini de koruyorlar.
İyi günler, iyi haftalar kıymetli okurlar.
Yaklaşık iki yıl önce Konya’ya bir ziyaret gerçekleştirdim. Gerçekten derli toplu, ulaşım açısından raylı sistemleri ve diğer yatırımlarıyla birçok çalışmayı tamamlamış, üst düzey bir şehir. Tebriki hak ediyorlar; bunu tüm içtenliğimle söylüyorum.
Ancak benim dikkatimi çeken başka bir husus daha vardı. Sokak hayvanları, özellikle de sokak köpekleri. Yaklaşık iki-üç gün kaldım, farklı lokasyonlarda bulundum ama bir tane bile başıboş sokak köpeğine rastlamadım. Bu durum dikkatimi çekti ve hemen sordum.
Aldığım cevap şöyleydi: Konya Büyükşehir Belediyesi ciddi bir çalışma başlatmış, büyük bir barınak hazırlamış ve kentteki başıboş köpekleri toplayarak barınağa almış. Bu çalışma şehirde takdirle karşılık bulmuş.
Özellikle Cumhurbaşkanımızın bu konudaki hassasiyeti ve Meclis’ten çıkarılan kanun tasarısı sonrası Cumhur İttifakı’na mensup birçok belediye bu çalışmalara ciddi destek verdi, vermeye de devam ediyor. Bunun dışında olan belediyelerden de katkı sağlayanlar vardır elbette; onların da hakkını teslim etmek gerekir.
İlçemizde de bu konuda ciddi yol kat edildi. Sokaklarımız başıboş köpeklerden büyük ölçüde arındırıldı, daha güvenli hale getirildi. Bu vesileyle Karasu Belediye Başkanı’na ve nezdinde Başkan Yardımcısı İsmail Karakaş’a, tüm ekip arkadaşlarına kolaylıklar diliyor ve teşekkür ediyorum.
Yazımın başında bazı belediyelerin bu konuyu kulak ardı ettiğini söylemiştim. Bu sözüm havada kalmayacak, merak etmeyin. Şimdi vereceğim bir örnekle meseleyi somutlaştırayım.
Yaklaşık iki-üç yıl önce bir memur arkadaşımın, yine denize kıyısı olan bir ilçeye tayini çıktı. Zaman geçti, bir gün beni aradı ve Karasu’daki sokak köpeklerinin durumunu sordu. “Var mı, yok mu? Durum nedir?” diye merak ediyordu.
Ben de belediyenin bu konuda ciddi çalışmaları olduğunu, her geçen gün sonuç alındığını ve daha iyi bir noktaya gidildiğini söyledim. “Şu an için endişe edilecek bir durum yok” dedim.
Bir süre sonra bu arkadaş tayinini Karasu’ya aldırdı. Geldiğinde uzun uzun konuştuk. “Ne oldu?” diye sordum. Şöyle dedi:
“Ben işe gidiyorum, çocuk telefon ediyor; hanım telefon ediyor. Çocuğuma okula giderken ya da dönerken köpek saldırmış. Bağlı bulunduğum belediyeye ve yetkililere söyledim ama umursayan olmadı. Herhangi bir önlem alınmadı. Ben de çocuğumu ve ailemi düşünerek Karasu’ya geldim. Çok da memnunum. Burada sokak köpekleri neredeyse bitme durumuna gelmiş. Geldiğimiz günden beri herhangi bir sıkıntı yaşamadık.”
İşin bu tarafı beni sevindirdi.
“At binenin, kılıç kuşananındır.”
Evet kıymetli okurlar; dert ederseniz çare bulunur, düşünürseniz sorun çözülür. Mesele sahiplenmektir.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın.
Next


