Hasan Kar'ın "Değişik bir öngörüye şahit oluyoruz" başlıklı köşe yazısı
Ben her zaman diyorum; bölgemiz adeta bir ateş çemberi. Savaş ve çatışma hiçbir zaman tamamen bitmez, sadece ara verir. İyi günler, iyi haftalar kıymetli okurlar.
Birkaç aydır ABD ile İran arasındaki görüşmeler dünya kamuoyunun gündemindeydi. Hatta ilk toplantının ülkemizde yapılması planlanmış, ancak İran son dakikada görüşmenin başka bir ülkeye alınmasını istemişti. Ardından İran’ın nükleer ve füze programı konusunda yapılan ikinci toplantı sonrası ABD ve İsrail’in cumartesi günü İran’a karşı operasyonel güçlerini kullanarak fitili ateşlediğini gördük.
İran en başından beri “Nükleer konuyu konuşabiliriz ancak füze programımız tartışmaya kapalıdır” diyordu. Zaten ayrışma da tam bu noktada başladı. İşin buraya varacağı belliydi.
Her savaşta ya da operasyonda olduğu gibi sürekli yeni gelişmeler, farklı yaklaşımlar ve değişik öngörüler ortaya çıkıyor. ABD’nin İsrail’e destek vermesi sonrası İran; Arap Yarımadası’nda ABD üslerinin bulunduğu ülkeler de dahil olmak üzere Tel Aviv’e füze saldırıları gerçekleştirdi.
Bu süreç nereye varır, nasıl evrilir? Birkaç gün içinde az da olsa netleşir. Bu yazıyı pazar sabahı kaleme alıyorum. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü haberi gündeme düştü. Cumartesi akşamı ABD ve İsrail’in Hamaney’i öldürdüğü yönünde haberler servis edildi. İran ise bunu psikolojik harp olarak değerlendirdi. Ancak sabah uyandığımızda İran’ın ölümü doğruladığını ve 40 günlük yas ilan ettiğini gördük.
Şimdi biraz geriye gidelim. Bu tür suikastlar; yer tespiti, saha istihbaratı gibi çok ciddi organizasyonlar gerektirir. İran’ın bu konudaki zafiyeti dikkat çekici. Hatırlayalım; 2024 yılında İsmail Haniye nokta atışı bir suikastla öldürüldü. Bugün gelinen noktada kendi liderleri hedef alınıyor.
Bu denli köklü bir geçmişe sahip bir ülke böyle bir güvenlik açığı verebilir mi? Açıkçası insanın aklı almıyor. İran’da sahada ajanların cirit attığı konuşuluyor. Bu tür operasyonel durumlarda teknolojik aygıtların kullanımı en aza indirilir. ABD ve İsrail’in buradan veri elde etmesi zorlaştığında geriye insan unsuru, yani ajanlar kalıyor. Onca suikast ve olay yaşamış bir ülke hâlâ bu konuda önlem alamadıysa, durum gerçekten vahim.
Şu an için çatışma karşılıklı füze atışlarıyla sınırlı görünüyor. Bir adım, iki adım sonrası olur mu? Ben çok ihtimal vermiyorum. ABD açısından bu hem tehlikeli hem de riskli olur. Geçmişte Ortadoğu’daki kara savaşlarında askeri operasyon karnesi pek parlak değildi. Kaldı ki İran, daha önce müdahale edilen ülkelerle kıyaslanabilecek bir ülke değil.
Umarım bu süreç fazla uzamaz ve taraflar ya barış için ya da en azından savaşın sonlandırılması adına bir mutabakata varır. Bu noktada ülkemize her zaman olduğu gibi önemli bir rol düşecektir. İnşallah Türkiye, tüm tarafları masaya oturtarak barış için üzerine düşeni yapar.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın.
Next


