Beyza Bayraktar'ın "Gece yatağa girince beynimiz neden hayatımızı sorgulamaya başlıyor?" başlıklı köşe yazısı
Gün boyu hiçbir şey olmamış gibi devam ediyoruz.
İşe gidiyoruz, ders çalışıyoruz, insanlarla konuşuyoruz, gülüyoruz, mesajlara cevap veriyoruz, yapılacaklar listesine yetişmeye çalışıyoruz. Ama gece yatağa girip ışığı kapattığımız anda, sanki beynimiz gün boyunca beklettiği bir dosyayı önümüze bırakıyor.
“Gerçekten mutlu musun?”
“Bu ilişki sana iyi geliyor mu?”
“Hayatın gitmesini istediğin yere mi gidiyor?”
Gündüz aklımıza gelmeyen soruların gece ortaya çıkması tesadüf değil.
Aslında beynimiz tam da olması gerektiği gibi çalışıyor. Çünkü gün içinde yaşamakla meşgulüz.
Gece ise anlamlandırmakla. Modern hayat bize sürekli bir şeylerle meşgul olmayı öğretti. Sessiz kalmayı değil, durmayı değil, kendimizi dinlemeyi hiç değil. Bu yüzden çoğumuz gün boyunca düşünmüyoruz; sadece yetişiyoruz.
Bir sonraki mesaja.
Bir sonraki toplantıya.
Bir sonraki sorumluluğa.
Bir sonraki güne...
Ama beynin ilginç bir özelliği var: Ertelenen hiçbir şeyi tamamen unutmaz. Jung’un yıllar önce söylediği bir söz bugün hala geçerliliğini koruyor:
“Bilinçdışı bilinçli hale gelene kadar hayatınızı yönetir ve siz buna kader dersiniz.” Belki de gece yatağa girdiğimizde yaşadığımız şey tam olarak budur. Gün boyunca susturduğumuz seslerin yeniden konuşmaya başlaması. Aslında gece düşündüğümüz şeyler çoğu zaman birbirine çok benzer.
Geçmişte verdiğimiz kararlar
İçimize attığımız kırgınlıklar
Bizi yoran insanlar
Yapmak isteyip yapamadıklarımız
Ve kimseye anlatmadığımız korkularımız
Sanki beynimiz günün sonunda küçük bir toplantı yapar. Masanın etrafına bütün duygu ve düşüncelerimizi toplar. Sonra da şu soruyu sorar:
“Peki, bugün gerçekten nasıldın?” İşin ilginç yanı, bilim de bunu destekliyor. Nörobilimde “Varsayılan Mod Ağı” adı verilen bir sistem var. Beyin dış dünyaya odaklanmadığında devreye giren bu ağ, kişinin kendisini, geçmişini, geleceğini ve hayatının anlamını düşünmesini sağlıyor.
Yani gece yatağa girdiğinizde bir anda hayatınızı sorgulamaya başlamanız bir bozukluk belirtisi değil. Aksine, beyninizin doğal çalışma biçimlerinden biri. Belki de sorun gece düşünmek değil. Sorun, gün içinde hiç düşünmeye fırsat bulamamak. Çünkü insan yalnızca çalışarak, üreterek ve yetişerek yaşamıyor. Bazen durarak da yaşıyor. Bazen kendi sesini duyarak. Bazen cevabını bilmediği sorularla baş başa kalarak. Belki de bu yüzden bazı geceler uyuyamıyoruz. Çünkü beynimiz çözülmesi gereken bir matematik problemi değil, görülmesi gereken bir duygu getiriyor önümüze. Ve belki de gece bizi rahatsız eden şey düşünceler değil. Gün içinde kendimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark etmek. Bu yüzden bir sonraki kez gece yatağa girdiğinizde zihniniz size hayatla ilgili zor sorular sormaya başlarsa hemen susturmaya çalışmayın. Belki de o sorular sizi yormak için değil, size bir şey anlatmak için geliyordur. Çünkü bazen insanın kendisiyle yaptığı en önemli görüşme, herkes uyuduktan sonra başlar.



