Hasan Kar'ın "Grönland ve yayılmacı politika" başlıklı köşe yazısı
Amerika’nın, Danimarka’dan Grönland’ı alma konusu çok eski yıllara dayanmaktadır. Bu girişim, belirli aralıklarla gündeme gelmiştir: (1867, 1910, 1916.)
II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD’nin Grönland’da bir askeri üssü bulunmaktadır. 1946’da ABD, gizlice Grönland’ı satın alma teklifinde bulunmuş ancak Danimarka tarafından reddedilmiştir. 1949’dan beri Grönland, ABD ve Danimarka’nın da üyesi olduğu NATO’nun koruması altındadır.
Zaten ABD oraya bir füze savunma üssü kuracaksa, kendi güvenliği için pekala kurabilir; ancak derdi başka: yayılmacı politika uygulamak.
Bir de şöyle bir durum var: Trump’ın ülkesiyle 1800’lü yıllardan beri gündemde olan Grönland’ı alma politikası, ABD açısından olumlu sonuç vermedi; ta ki bulunduğumuz zamana kadar. Bundan sonra ne olur ne olmaz göreceğiz.
Trump bunu kendi siyasi güç manevrası olarak görüyor. Uluslararası arenada öyle ya da böyle bir ağırlığı var; ancak kendi ülke siyasetinde hala çok tartışılır bir figür. Belli ki bunu yıkmak için Grönland’ı alıp, “Bakın, 1800 yılından beri hiçbir siyasetçinin başaramadığını ABD’de ben başardım” demek istiyor.
Ama o yıllarda, 18 Ekim 1867’de, Alaska’yı ABD Başkanı Andrew Johnson, Rusya’dan para karşılığında satın alarak topraklarına katmıştı. Trump da sınırlarını genişleten ikinci başkan olarak tarihe adını yazdırmak istiyor gibime geliyor.
Ama tabii orada şöyle bir husus da var: ABD Alaska’yı parayla aldı, Grönland’ı ise farklı usul ve esaslar çerçevesinde bir süreçle yürütüyor.
Sayın Trump, aslında her zamanki siyasi alışkanlığıyla, konuşulmaması gereken bir toplantıda, basın açıklaması yaptığı esnada hiç fark etmez; her şeyi tüm yönüyle anlatan, karşı tarafa sürekli “error” verdiren bir şahsiyetten bahsediyoruz.
Bunu bu yönüyle de değerlendirmede fayda var.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın.
Next


