Yazı Detayı
24 Nisan 2020 - Cuma 21:29 Bu yazı 235 kez okundu
 
Ramazan beslenmesinde dikkat
Uzm. Dyt. Füsun Çalışkan Tort
Fusun1989@hotmail.com
 
 

Ramazan ayı boyunca 16 - 17 saat açlık durumu metabolizmanın yavaşlamasına neden olmaktadır. Metabolizmanın yavaşlamasıyla birlikte kişiler aynı ölçüde besin alımına devam etse bile ağırlıklarında artış görülebilmektedir. Dengeli bir beslenme planıyla ağırlığın korunması, hatta zayıflama ihtiyacı olanlarda kişiye özel bir programla ağırlık kaybı sağlanabilir.

 

Ramazanda en önemli konuların başında sıvı ve elektrolit kaybı gelmektedir. Oruç tutan kişiler iftar ve sahur arası günlük sıvı ihtiyaçlarını mutlaka tamamlamalıdır. İhtiyaç, kişisel olarak farklılık göstermekle beraber ortalama 2 litre su mutlaka tüketilmelidir.

 

İftar ve sahur arasındaki süre kısa olduğu için bazı kişiler sahura kalkmadan oruç tutmayı tercih etmektedir. Ancak bu yanlış bir uygulamadır. Böyle yapıldığında zaten uzun olan açlık süresi daha da uzamakta ve metabolizma daha da yavaşlamaktadır.

 

Sahurda protein ağırlıklı ve hafif yiyecekler tercih edilerek tokluk süresinin daha uzun olması sağlanabilir. Çiğ badem, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar da tokluk süresini uzatmada etkilidir. Yumurta, peynir gibi kahvaltılıklar mutlaka sahur sofranızda olmalıdır. Peynirler çok tuzlu ve yağlı tercih edilmemelidir. Hamur işleri yerine tam tahıllı ekmekler tüketilmelidir. Yoğurt veya süt de protein içeriğiyle ertesi gün çok acıkmamanız için destek olacaktır. Sahur esnasında genelde susatmaz inancıyla çok fazla çay tercih edilip su içmeye özen gösterilmemektedir. Alışkanlık olduğu için çay da tüketilebilir ancak mutlaka su içmeye özen gösterilmelidir. Günlük 2 litre su ihtiyacı olduğu düşünülürse bunun en az 750 - 1000 mililitresi sahurda tüketilmelidir. Sahur biter bitmez yatmamak da hem mide sağlığı için hem de ağırlık problemlerinin önüne geçmek için önemli bir noktadır. Sahur yaptıktan sonra en az yarım-1 saat yatmamak gerekir.

 

İftara başlarken mutlaka ilk tercihimiz su olmalıdır. Hafif bir çorba ve salata tüketimi sonrası en azından 10 - 15 dakika ara vermek bütün gün çalışmamış midemizi zorlamamak adına iyi olacaktır.

 

Tatlı konusu sanırım ramazanın en zorlu kısmı. Yemekten 1 - 2 saat sonra, yatmanıza da daha 1 - 2 saat varsa tatlınızı tüketebilirsiniz. Bu tatlı az şekerli, sütlü ve mümkünse ev yapımı olursa çok daha güzel olur. Tatlıyı haftada 1 - 2 günle sınırlamak, diğer günlerde tercihinizi meyve ve kuruyemişlerden yana kullanmak doğru olacaktır.

 

Yemeklerin tüketim hızı da ramazan ayıyla beraber maalesef hız kazanıyor. Uzun süre açlığın verdiği iştahla yemekler çok az çiğnenerek hızlıca tüketiliyor. Mide rahatsızlığı yaşamamak ve yeme süresini uzatmak adına sindirimin ağızda başladığı unutulmamalıdır!

 

Ramazanda spor yapmayı düşünenler; aç karınla gün içinde sporu tercih etmemelidir. Yemek tüketilmemesinden kaynaklı zaten düşen kan şekeri sporun etkisiyle daha da düşebilir. Ayrıca gün içinde susuz kalan vücut spordaki terleme etkisiyle daha fazla su kaybederek elektrolit ve sıvı dengesi bozulabilir. İftardan 1 - 2 saat sonra yapılacak yürüyüş veya spor hem sindirime yardımcı olma da hem de yavaşlayan metabolizmalarn hız kazanmasına yardımcı olacaktır.

 

Sofraların zenginliğini, görselliğini daha da artıran pastırma, reçel, sucuk, bal - tereyağı, zeytin gibi iftariyelikler genelde yüksek oranda karbonhidrat ve yağ içerir. Her gün bu seçeneklerden birine sofrada yer vermek hem sevdiğiniz tatlardan mahrum kalmamak hem de enerji alımınızı dengelemek adına daha iyi olacaktır.

 

 
Etiketler: füsun çalışkan tort, uzman diyetisyen, Ramazan beslenmesinde dikkat, köşe yazısı
Yorumlar
Haber Yazılımı