Remzi Akbaş'ın "Haydi hayırlısı" başlıklı köşe yazısı

2026-2027 eğitim ve öğretim yılı dönemi biraz heyecan, biraz ekonomik, biraz da sosyal endişe ile başladı.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın il ve ilçelere gönderdiği "2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler" başlıklı genelgesi bu dönemde önemli değişiklik içeriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın genelgesinde ilgi çeken ve bazı öğretmen sendikalarının karşı çıktığı önlük giyme zorunluluğu da bulunuyor. Bende bu karara karşı çıkılmasını anlamsız buluyorum. Çünkü resmi bir kurum bünyesinde öğrenci, öğretmen ve memurların resmi kuruma uygun belirli kıyafet standartları taşıması gerekiyor.

Genelge, öncelikli olarak okulların idari ve sosyal güvenliğini öne çıkarıyor.

Bilindiği üzere Türkiye 14 Nisan'da Şanlıurfa ve 15 Nisan'da Kahramanmaraş'ta düzenlenen iki s*l*hlı saldırıyla sarsılmış, dokuzu öğrenci biri öğretmen olmak üzere 10 kişi hayatını kaybederken 13 kişi de yaralanmıştı.

İşte bu tür olayların önlemine yönelik, özellikle okul idaresi ve aile birliklerini mali yönden büyük sıkıntıya sokan güvenlik personeli bulundurması İş-Kur tarafından karşılanacak olması hem okul idaresi hem de veliler tarafından memnuniyetle karşılandığı görüldü.

Veli görüşmelerinin yalnızca "Okul Randevu Sistemi" üzerinden planlanarak yürütülmesi, randevusuz veli ziyaretlerine, öğrencinin velisi veya vasisi olmayan kişilerin hiçbir şekilde okula girişine izin verilmemesi de genelgede yer alıyor.

Okul çevrelerinde trafik ve güvenlik gibi polisiye tedbirlere yer verilmesi de daha güvenlikli eğitim, öğretim görülmesi açısından önemli görülüyor.

Diğer bir konu velilere ek mali yük ihtiva eden bakanlıkça ücretsiz dağıtımı yapılan kaynaklar dışındaki materyallerin kesinlikle kullandırılmaması, öğrenci ihtiyaçlarının temininde velilerin belirli markalara ve yüksek maliyetli ithal kırtasiye setlerine mecbur bırakılmaması.

Ancak bu konuda bakanlığın verdiği kitapların içeriğindeki bilgiler yetersiz kaldığı gerekçesiyle haklı olarak yardımcı kitaplara yönlendirme yapılıyor. Bu da ailelere ek yük oluyor. Bu noktada mali durumu yetersiz ailelere yardım yapılması çok önem arz ediyor. Ayrıca servis ücretlerinde de belirli bir disiplin ve planlama yapılırken mali durumu yetersiz öğrencilere kolaylık sağlanmalı.

Önemli olan bu kararların alınması değil, ciddiyetle uygulanmasıdır. Umarım bu konuda veli, öğretmen, idare ve diğer kurumlar arasında bir koordinasyon sağlanır.

Son olarak şunu da not edeyim:

Okulların güvenliği elbette önemli de okula aç gidip, aç dönen öğrenciler için bir önlem var mı? Bence bu konuda da bir planlama yapılmalıdır.

Yeni ders yılının tüm bileşenlere hayırlı olmasını dilerim.