Remzi Akbaş'ın "Ve nihayet gördüler" başlıklı köşe yazısı
Hatırlarsanız Türkiye geçtiğimiz yıl 14 Nisan'da Şanlıurfa'da ve 15 Nisan'da Kahramanmaraş'ta düzenlenen iki silahlı saldırıyla sarsılmıştı. Bu olaylar sonucunda dokuzu öğrenci biri öğretmen olmak üzere 12 kişi hayatını kaybederken 13 kişi de yaralanmıştı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2026-2027 "Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler" konulu bir genelge yayımlanarak 81 ile gönderildi.
14 Eylül Pazartesi günü başlayacak olan yeni eğitim öğretim yılı öncesinde genelgenin özüne bakıldığında öncelikli olarak okul güvenliğinin ön plana çıktığı görülüyor.
Genelgede önemli gördüğüm açıklamalar şöyle:
1- İl ve ilçe yürütme kurulları eğitim öğretim yılı başında toplanarak görev ve sorumlulukları, okul ve çevresine yönelik olası riskleri gözden geçirecek ve planlamalar yapacak. Okul ortamlarında giriş-çıkışlar kontrollü sağlanacak, yaya ve araç trafiği ayrılacak, kör noktalar aydınlatılacak, acil durumlarda hızlı ve güvenli tahliyeyi sağlayacak bakım ve onarım çalışmaları ivedilikle tamamlanacak.
2- Okulun ve öğrencilerin güvenliğini tehdit edebilecek hususlara ilişkin ihbar ve şikayetler değerlendirilerek derhal önlem alınacak. Olumsuz davranışların fiil ve suça dönüşmesini engellemek üzere ilgili kurumlarla eş güdüm halinde tüm koruyucu ve önleyici tedbirler hayata geçirilecek, bu hususta en ufak bir idari zafiyete veya ihmale kesinlikle müsaade edilmeyecek.
3- Veli görüşmeleri, ülke genelinde yalnızca "Okul Randevu Sistemi" üzerinden planlanarak yürütülecek. Velilerin randevusuz ziyaretlerine ve öğrencinin velisi veya vasisi olmayan kişilerin okula girişine izin verilmeyecek.
4- İş-Kur kapsamında okul dış kapı giriş noktalarında güvenlik görevlisi bulundurulacak.
5- Bakanlıkça ücretsiz dağıtılan kaynaklar dışındaki materyaller okul ve kurumlarda kullandırılmayacak. Velilere maddi yük oluşturacak her türlü uygulamadan kaçınılacak.
Uyuşturucu kullanımının ortaokul seviyelerine kadar düştüğü, İnternet ortamında izlenen şiddet görüntüleri ile aile içi huzursuzlukların çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaptığını biliyoruz. Bu etkiler çocukları suça yöneltebiliyor.
Asıl sorun çocukların suça yönelmesinin önlemini almaktır. Bu da sadece polisiye tedbirlerle mümkün değildir.
Aile, okul yönetimi ve diğer kurumların koordinasyonu şarttır. Öğrencilerin, başta spor olmak üzere kültürel faaliyetlere yöneltilmesi ve sorunlu öğrencilerin rehber eşliğinde psikolojik tedavi ve takibi de bu tür olumsuzlukların giderilmesine önemli katkı sağlayacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın aldığı bu önlemler gecikmiş olsa da önemli bir adımdır. Ancak yıllardır ihmal edilen bu sorunların çözümü noktasında illaki birilerinin ölmesi mi gerekiyordu? Neyse ki gördüler. Umarım etkisini gösterir.



