Remzi Akbaş'ın "Erken seçim şart mı?" başlıklı köşe yazısı

"Başarısızlık gemisi bahaneler denizinde yüzer" derler.

Ana muhalefet partisi CHP lideri Özgür Özel’in "ara seçim ve erken seçimi" sürekli dile getirmesini anlıyoruz.

Ülkedeki ekonomik sıkıntının kuyruğunu yakalamış bırakmıyor. Haklı mı? Haklı.

Fırsat eline geçmiş bırakmak istemez.

İktidar ve partneri bunu çok iyi görüyor. Gördükleri için çeşitli bahaneler ile süreci uzatmaya çalışıyor.

Eee; onlar da haklı.

Her siyasi parti kendine uygun ortamı kollar.

Bu günkü şartlarda olası bir erken seçim Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'nin kaybetmesi demektir.

Bunu AKP yandaşları hariç bütün anketlerde görüyoruz.

Başta ekonomi, hukukun bozulması, ötekileştirme, yandaş kayırımcılığı gibi nedenlerle kazanması zaten doğanın kanununa aykırıdır.

Bunu bildikleri için hem AKP hem de ekürisi "seçimler zamanında yapılacak" diyor.

Zamanında yapılacak seçim Mayıs 2028 tarihini gösteriyor.

Bu tarihte yapılacak genel ve cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP'nin adayı kim olacak?

Anayasanın amir hükmüne göre Recep Tayyip Erdoğan yeniden aday olması mümkün değil.

Bunun bazı şartları olsa da o da çok riskli. İlk çözüm 116.madde 3.fıkrasına göre 360 vekilin onayıyla erken seçim kararı almak. Bunun için 30 civarında bir sayıya ihtiyaç var. Yani muhalefetin onayı gerekiyor.

Bir diğer çözüm; anayasa değişikliği. Burada da 400 vekilin onayı gerekecek. Bulunur mu?

DEM'le anlaşırsa bulunur ama bu da riskli.

Oylama gizli yapılıyor. Gizli oylamada neler olacağı hiç belli olmaz.

Geriye bir alternatif kalıyor:

"Ya aday olmayacak ya da CHP veya DEM'le anlaşarak anayasayı değiştirmek.

Bunun da siyasi tavizle bir maliyeti olacaktır.

Bu şartlarda da seçimi kazanmak çok mümkün değil.

Sadece şöyle olabilir.

Sandık gelir, vatandaş oyunu kullanır, kararı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verir.

İşte bu karar sandığın teamülü mü yoksa iktidar iradesinin hükmü mü olacağını kimse bilemez. Yani ne demek istediğimi anladınız değil mi?

Sandıktaki sonuç AKP’nin aleyhine olsa da kazanan AKP olursa neler olacağını bir düşünün. Ben şahsen bu olasılığı da "sıfır" görüyorum.

24 yıldır ülkeyi yöneten ve birçok kazanımlar sağlayan ancak son yıllardaki metal yorgunluğun yol açtığı düşüşün önlemini almak için böyle bir "demokrasi dışı" kararı alamaz. Alırsa bütün kazanımları yok olur.

Sonrasında tarihe kara bir leke olarak yazılır.

AKP ve Erdoğan'ın bunu istemesi "irrasyonel" olur.

Bence en doğrusu; seçimin zamanında yapılması ve yeni bir anlayışın ülkeyi yönetmesi.

Yoksa öyle alevera, dalavera oyunlarıyla belki birileri kazanır ancak; Türkiye'nin geleceği yok edilir.