Remzi Akbaş'ın "Ya geçim ya seçim" başlıklı köşe yazısı
Türkiye’nin son yıllardaki en temel ikilemini, sokaktaki vatandaşın nabzını ve siyasetin dilini tek bir cümlede özetlemek gerekirse, o cümle kuşkusuz şudur:
"Ya geçim ya seçim."
Bu başlık, sadece bir tekerleme değil; sofradaki ekmeğin küçülmesi ile sandığın ağırlığı arasındaki o gerilimli ilişkinin ta kendisidir.
Ekonomi ve siyaset, çoğu zaman akademik kürsülerde birbirinden ayrı iki disiplin gibi ele alınsa da halkın gözünde bunlar tek bir madalyonun iki yüzüdür.
Tarih boyunca görülmüştür ki; mutfaktaki yangın, sandıktaki pusulayı her zaman etkiler. Bugün geldiğimiz noktada ise vatandaşın önünde çok net bir terazi duruyor:
"Ekonomik istikrar arayışı mı, yoksa siyasi değişim talebi mi?"
Vatandaş için asıl gündem hiçbir zaman makroekonomik veriler, büyüme rakamları veya karmaşık bütçe disiplinleri olmamıştır. Halkın ekonomisi; market fişindeki artış, ödenemeyen faturalar ve ay sonunu getirme kaygısıdır. "Geçim" derdi başladığında, ideolojik bağlılıklar ve siyasi vaatler yerini somut bir sorgulamaya bırakır.
"Enflasyon"
Enflasyon; alım gücünün erimesi, sosyal hayatın kısıtlanması demektir.
Fabrikaların kapanması, işsizliğin artmasının önünün açılmasıdır.
Sosyal yaşamın bozulması, intihar, hırsızlık, gasp, uyuşturucu tuzağı, aile huzursuzlukları gibi sonuçların artmasıdır.
Gençlerin "artık bir gelecek kurabilir miyim?" endişesi beyin göçünün de en önemli gerekçesidir.
"Ya geçim ya seçim" sloganı aslında bir uyarıdır.
Yönetenler için "geçimi düzeltmezsen seçim kapıda" mesajını taşırken; yönetilenler için "geçim düzelmiyorsa çözüm sandıktır" inancını temsil eder. Hedefler noktasında sürekli dağın ötesini göstererek sorunlar çözülemez.
Siyaset kurumu, ekonomiyi düze çıkarmadığı sürece toplumsal rızayı üretmekte zorlanır. Çünkü boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.
Sonuç:
Bugün Türkiye’de "geçim" meselesi, siyasi kutuplaşmaların bile önüne geçmiş durumdadır. İnsanlar artık ideolojik sloganlardan ziyade, pazar çantasının nasıl dolacağına dair somut projeler duymak istiyor.
"Ya seçim ya geçim" ikilemi aslında bize şunu söylüyor: Siyasetin meşruiyeti, halkın refahından geçer.
Unutulmamalıdır ki:
Ekonomik sorunlar ertelenebilir ancak mutfaktaki kriz, her zaman kendi çözüm yolunu (seçimi) dayatır.



