Uğur Büyük'ün "Altın fiyatı neden düştü?" başlıklı köşe yazısı
Altın fiyatları hem küresel ekonominin hem de yerel piyasaların karmaşık bir etkileşimiyle belirlenir. Altın genellikle "güvenli liman" olarak görüldüğü için, dünyada işler karıştığında değer kazanma eğilimindedir. Fiyatları yukarı veya aşağı çeken ana faktörleri şu şekilde özetleyebiliriz:
ABD Merkez Bankası (Fed) kararları ve faiz oranları altın fiyatlarını etkileyen en güçlü faktörlerden biridir. Faizler artarsa altın düşme eğilimine girer. Çünkü altın faiz getirisi olmayan bir varlıktır. Faizler yükseldiğinde yatırımcılar paralarını mevduat veya tahvil gibi alanlara kaydırır. Faizler düşerse altın yükselir. Paranın maliyeti azaldığı ve diğer yatırım araçlarının getirisi düştüğü için altın daha cazip hale gelir.
ABD dolarının değeri altın dünya piyasalarında dolar üzerinden fiyatlanır. Dolar güçlenirse altın fiyatları genellikle düşer. Dolar değer kazandığında, diğer para birimlerine sahip olanlar için altın satın almak pahalılaşır ve talep azalır. Dolar zayıflarsa altın fiyatları yükselir.
Enflasyona karşı altın, paranın değer kaybını önlemek için "koruma kalkanı" olarak kabul edilir.
Jeopolitik riskleri ve belirsizlik durumlarını piyasalar sevmez. Savaş, terör, siyasi krizler gibi durumlarda yatırımcılar riskli varlıklardan (hisse senedi gibi) kaçıp altına sığınır. Bu da fiyatları hızla yukarı çeker.
Arz ve talep dengesi açısından Merkez Bankası alımları dünyadaki merkez bankaları rezervlerini çeşitlendirmek için yüklü altın alımı yaparsa fiyatlar yükselir. Endüstriyel ve mücevher talebi özellikle Hindistan ve Çin gibi düğün kültürünün yaygın olduğu ülkelerdeki talep artışı fiyatları etkileyebilir. Üretim yeni altın madenlerinin bulunması veya maden çıkarma maliyetlerinin değişmesi de arz tarafını etkiler.
Son bir hafta içinde ülkemizde gram altının fiyatı 7.400 lira civarından 6.500 lira seviyelerine geriledi. Bunun birkaç nedeni var. Altın fiyatlarındaki en büyük kırılma, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasıyla ilgili beklentilerin değişmesiyle yaşandı. Piyasa daha önce faiz indirimleri beklerken, son verilerle birlikte FED'in faizleri yüksek tutmaya devam edeceği, hatta yeni artışların masada olduğu algısı güçlendi. Sonuç olarak altın faiz getirisi olmayan bir varlık olduğu için, yüksek faiz ortamında cazibesini kaybetti ve yatırımcılar nakde (Dolar) veya tahvillere yöneldi.
İkinci etken Orta Doğu'da (özellikle İran eksenli) devam eden gerilimler normalde altını yükseltirdi. Ancak bu sefer farklı bir senaryo işledi: Petrol etkisi çatışmalar nedeniyle petrol fiyatlarının 100 dolar seviyelerine çıkması, küresel enflasyonun tekrar hortlayacağı korkusunu yarattı. Ters etki olarak enflasyon korkusu, merkez bankalarının "faizleri daha da artırmalıyız" demesine neden oldu. Bu da güvenli liman olarak görülen altın yerine, getirisi artan doların tercih edilmesine yol açtı.
Üçüncü etken ise ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin son yılların en yüksek seviyelerine (yüzde 4,40'ın üzerine) çıkması, altındaki satış baskısını tetikledi. Yatırımcılar, riski düşük ve getirisi garanti olan ABD tahvillerine geçmek için altın pozisyonlarını kapattılar.
Son olarak gram altın 7.400 TL gibi tarihi zirveleri görünce, büyük yatırımcılar ve fonlar karlarını realize etmek için satışa geçti. "Düşüş başladığında sat" psikolojisiyle (stop-loss alımları) bu gerileme daha da hızlandı.



