Remzi Akbaş'ın "Çağın hastalığı "Bağımlılık"" başlıklı köşe yazısı
"Yeşilay" tarafından bağımlılıklarla mücadelede topyekun bir toplumsal kararlılığı ifade eden Bağımsızlık Seferberliği doğrultusunda, 2026 yılı “Bağımsızlık Yılı” ilan edilmişti.
Bu kapsamda 4 Şubat çarşamba günü AK Parti Sakarya İl Kadın Kolları ve Yeşilay birlikteliğiyle Karasu Sosyal Gelişim Merkezi (SGK)'nde " Bağımlılıkla Mücadele " konulu seminer düzenlendi.
Böyle önemli bir konuya nedense toplum duyarsız kaldı.
Bu noktada belirtmek istediğim bir ayrıntı; seminerin bir siyasi parti tarafından organize edilmesi nedeniyle katılımın sınırlı kalmasıydı...
Uyuşturucu sadece bir siyasi partinin değil, tüm siyasi partilerin ve hatta ülkemizin ivedilikle üzerinde durulması gereken ortak sorunudur. Keşke bu tür sorunlar, apolitik organize edilerek ortaya konulabilse. Ama ne mümkün...
Ülkemizde giderek artan bencillik hastalığının tedavisi bir türlü yapılamıyor. Narsizm her alanda kendini gösteriyor maalesef...
Her siyasi oluşum ülkenin ve toplumun ortak sorunun çözümünün ilacını ortaklaşa kullanmak yerine kendine yontuyor.
Esasında bu tür etkinlikler diğer siyasi parti yönetimlerince de düzenlenmesi gerekir. Hatta mümkünse ortaklaşa yapsınlar.
Neyse...
Ben de bu hafta köşemde "Uyuşturucu ve Bağımlılık" konusunu işleyecektim. Tesadüf bu ya düzenlenen bu seminer de "şıp" diye önüme düştü.
Kabul edilmelidir ki, uyuşturucu ve diğer zararlı bağımlılıklar yıllar geçtikçe artan bir toplumsal sorun haline geldi. Hele ki teknolojik gelişmelere paralel bu bağımlılık sorunu giderek büyüdü. Kumar oynama ve sigara kullanım yaş sınırı erkeklerde 10'lu yaşlara, kadınlarda 15'li yaşlara kadar indi.
Polisiye tedbirlerin yeterli olmayacağını defalarca yazdım.
Bu konu her ailenin, kurumların, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin ortak sorunu olmalıdır.
Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) Psikolog Burak Karanfil seminerde bağımlılıkla ilgili bilgiler verirken, ailelerin kişiler üzerindeki tedavilerine yönelik senkronize olarak mücadele edilmesine dikkat çekiyor.
Bence siyaset kurumları da senkronize bir şekilde bu mücadelede yer almak zorundadır.
Nedense öyle olmuyor. Bir örnek verirsem; geçtiğimiz hafta TBMM'nde CHP tarafından verilen "Uyuşturucuyla mücadele" önergesi AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
Böyle ortak sorunun reddedilmesine nasıl bir anlam yüklenebilir? Amaç toplumun ortak çıkarı mı? Yoksa siyasi partilerin çıkarı mı?
Çağın hastalığı olarak ortaya çıkan ve gelecek neslin çürümesine yol açacak her türlü bağımlılıkla ilgili ortak irade ortaya konulmalı ve birliktelikle mücadele edilmelidir.
Eğer, herkes kendi tarafına yontarsa bu sorun "dostlar alışverişte görsün" görüntüsünden öteye geçmez.
Bağımlılık çağın hastalığı tamam da; bencillik de onu aratmıyor nedense!
Next


