Remzi Akbaş'ın "Kime göre iç cephe!" başlıklı köşe yazısı

Bu aralar "iç cephe" sözcüğü artmaya başladı.

İlk bakışta kulağa hoş geliyor ama...

Aması şu?

İç cephenin güçlendirilmesi öncelikli olarak samimiyetin öne çıkmasını gerektirir.

Modern dünyada devletlerin gücü sadece askeri mühimmatı veya teknolojik üstünlüğü ile değil, aynı zamanda toplumsal dokusunun sağlamlığı ile ölçülmektedir.

"İÇ CEPHE", bir milletin zorluklar karşısında sergilediği birlik ruhu, ortak akıl ve dayanışma kapasitesidir.

İç cephesi zayıf olan bir toplum, en küçük bir dış müdahale veya ekonomik sarsıntı ile derin yaralar alabilir.

Buraya kadar olan aklınızda bulunsun.

Şimdi... Bunları da bilelim!

İç cephehi oluşturan faktörlerin başında "Güven" gelir. ​İç cephenin en temel unsurudur. Vatandaşların devlete, kurumlara ve birbirlerine olan güveni, toplumsal barışın teminatıdır.

Sonra “Hukukun Üstünlüğü” gelir.

Adalete olan inanç, bireylerin topluma aidiyet hissetmesini sağlar.

Bir başka faktör "​Fırsat Eşitliği"dir. Yani eğitime ve iş imkanlarına erişimde adaletin sağlanmasıdır.

"​Dezenformasyonla Mücadele ve Ortak Bilinç" de önem arz eder. Çünkü; dijital çağda iç cepheye yönelik en büyük saldırılar bilgi kirliliği üzerinden yapılmaktadır.

Diğer faktörler arasında;

"​Kültürel Bağlar" ile ortak tarih, dil ve gelecek vizyonu etrafında birleşmek, ideolojik ayrılıkların yıkıcı hale gelmesinin engellenmesini...

"​Ekonomik Dayanıklılık ve Yerli Üretim" ile ekonomik bağımsızlık sağlayarak iç cephenin lojistik desteği sayesinde dışa bağımlılığın azaltılmasını...

"​Sosyal Yardımlaşma" ile gelir adaletsizliğinin uçuruma dönüşmediği, alt gelir grubunun korunduğu bir sistemle toplumsal öfkenin yerini huzura bırakılmasını...

"​Kriz Yönetimi ve Sivil Toplumun Rolü" ile doğal afetler veya salgın hastalıklar gibi kriz anlarında, iç cepheyle senkronize uyumun teminini...

"​STK’ların Gücü" ile gönüllülük esasına dayalı devlet ile halk arasında köprü kurarak toplumsal dayanışmanın organize hale getirilmesini… Gibi sayabiliriz!

Ancak bakıyorum, geride bıraktığımız bu günlerde bazı siyasi parti liderleri veya temsilcileri önceki yıllarda olduğu gibi yine birbirlerine bayram ziyaretine gitmiyor. Bu şartlarda "İç cephe" nasıl sağlanacak?

Sonuç olarak;

İç cepheyi güçlendirmek bir tercih değil, milli bir zorunluluktur.

İç cephe; siyasi çıkar aracı değil, ülkenin güvenliği ve gelişmesi yönünde samimiyetle uygulanılmalıdır. Ne var ki, ülkemizde süregelen siyasi ve hukuksal sorunların oluşturduğu gerilimler yukarıdaki faktörlerin uygulanmasını mümkün kılmıyor. İşte bu noktada iç cephenin güçlendirilmesi kime göre olacak? Asıl sorun bu!