Aybüke Yıldız'ın "O cümle ya da son söz" başlıklı köşe yazısı
Sesini telefonda bir kere duyduğum zaman yıllarca unutmamıştım ama karşıma geçip o kadını nasıl sevdiğini anlatırken unuttum o sesini.
Bana ait değil kalbin.
Vazgeçmeyi öğrendiğim bir zamanda kalbine inanmak istedim ama sen çabasız kalıp beni, öğrendiğim vazgeçmek eylemiyle sınadın.
Madem özlüyordun, hala ona sarılmak istiyordun; neden ezberlediğin beni bana anlattın?
Hislerimi kaybettiğim bir evredeyim. Ben üzülmüyorum ama içim karmaşa. Nasıl hissedeceğimi bilmiyorum, yetersiz kalıyorum. Donuklaştım.
Evet, oldukça doğru bir terim: Donuklaştım.
Sen anlayamazsın artık ama sana da kızmıyorum. Belli ki beni beğenmemiş, hatta sevmemişsin. Kalbine güzel bir sevgi denk gelsin. Ben sevilmek nasıl bir şey bilmiyorum ama sen benden önce öğren.
Güzel sev ve sevil. Sevdiğin zaman sımsıkı sarıl ve başını omzuna koymasına izin ver. Onu hep dinle, onunla sohbet et.
Beni hiç tanımamış say, hatta eskisi gibi görmezden gel. Hep yaptığın gibi yok say, bir anda vedasız git.
Hatta bana dediğin o cümle var ya, onu hatırladım:
“Allah beni senden kurtarmış.”
Tabii karşılığında benim sana
“Korkak bir adamsın” demem
İşte olan bu konuşmayı hatırlamak istemezdim ama bir an düştü aklıma. Sen de hatırlıyor musun acaba?
Beni boş ver de hani hep gitmez var sandığın gibi düşün ama ben çok değiştim ve büyüdüm. Artık yirmi değil, yirmi yedi yaşındayım.
Seni rahatsız ettiğimi düşündüğüm o an anladım aslında kalbime değilmiş yerin;
Next


