Remzi Akbaş'ın "Bu çocukları nasıl kurtarırız?" başlıklı köşe yazısı

Son yıllarda okul alanlarında ve sokaklarda 13-16 yaş (kız-erkek fark etmeksizin) arasında tırmanan suç oranlarını ve artan şiddet sarmalını üzülerek görmekteyiz.

Toplumun en hassas ve gelecek vaat eden kesimi olan çocukların suça sürüklenmesi, sadece bireysel bir sorun değil, derin toplumsal kökleri olan yapısal bir meseledir. Çocuk suçluluğundaki artış; ekonomik, sosyal, psikolojik ve teknolojik faktörlerin karmaşık bir etkileşimi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çocukları suça iten dinamikler genellikle iç içe geçmiş üç ana başlıkta incelenebilir:

​Ailevi faktörler: Parçalanmış aile yapıları, aile içi şiddet, ebeveynlerin eğitim seviyesinin düşüklüğü ve denetim eksikliği en belirgin nedenlerdir. Çocuğun aile içinde bulamadığı aidiyet duygusunu dışarıdaki suç gruplarında araması sıkça rastlanan bir durumdur.

Sosyo-ekonomik şartlar: Yoksulluk, işsizlik ve göç gibi unsurlar çocukların eğitimden kopmasına ve sokaktaki risklere açık hale gelmesine neden olur. Özellikle büyükşehirlerdeki kontrolsüz şehirleşme, suç alt kültürlerinin oluşmasına zemin hazırlar.

Dijitalleşme ve medya: Belki de üzerinde en çok durulması gereken budur. İnternet ve sosyal medya üzerinden şiddetin normalleştirilmesi, siber zorbalık ve kontrolsüz içerikler, çocukların suçu bir "çözüm yolu" veya "statü aracı" olarak görmesine yol açabilmektedir.

Peki çözüm yolları ne olmalı?

​Çocuk suçluluğuyla mücadelede cezalandırıcı yaklaşımdan ziyade, onarıcı ve önleyici politikalar önceliklendirilmelidir.

​Okuldan kopma riski olan çocukların erken tespiti ve eğitim sisteminde tutulması kritiktir. Mesleki eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılması, çocuğun bir gelecek perspektifi kazanmasını sağlar.

​Risk altındaki ailelere yönelik psiko-sosyal desteklerin artırılması gerekir. Devletin, çocuk bakımında yetersiz kalan ailelere müdahale ve rehberlik kapasitesi güçlendirilmelidir.

Suça sürüklenen çocuğun damgalanmadan topluma kazandırılması esastır. Ceza infaz kurumları yerine, çocukların rehabilite edilebileceği "çocuk destek merkezleri" modeline ağırlık verilmelidir.

​Bence en kolay tedavi yöntemi gençlerin enerjisini olumlu alanlara yönlendirecek ücretsiz spor tesisleri, sanat atölyeleri ve gençlik merkezleri, sokaktaki risklerin en güçlü panzehridir.

Defalarca yazdım; çocuk suçluluğuyla mücadele etmek, sadece emniyet birimlerinin değil; eğitimcilerin, sosyologların, ailelerin ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki, suça sürüklenen her çocuk, aslında toplumun koruyamadığı bir çocuktur.

Bu nedenle esas olan suç oluştuktan sonra cezalandırmak değil, suçu besleyen bataklığı kurutmaktır.