Remzi Akbaş'ın "Gönül tadıyla bayramı kutlayamadık" başlıklı köşe yazısı
Karasu stadının yıkılması ve spor tesisleri çalışması nedeniyle bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının Halk Pazarı yanındaki otopark alanında yapılmasına karar verilmişti.
Ancak günler öncesinden Meteoroloji tarafından Karasu için yağmur uyarısı yapılmış olmasına rağmen organizasyonun açık otopark alanında planlanması ya ciddi bir bilgi eksikliğini ya da konunun önemsenmediğini gösteriyor.
Oysa bu program ya bir gün sonraya ertelenebilir ya da doğrudan spor salonuna alınabilirdi.
Meydanda toplanan öğrencileri ve vatandaşları yağmurun altında bekleten yetkililerin, kendileri için hazırlanan kapalı protokol çadırında oturması da yağmur riskinin zaten bilindiğine işaret ediyordu.
Okul kortejlerinin meydandaki yerini almasıyla birlikte, saat 11.00 civarında henüz program başlarken yağan şiddetli yağmur nedeniyle öğrenciler alelacele kapalı pazar alanına sığınmak zorunda kaldı. Aileler ve vatandaşlar ise meydanı terk etti.
Öğrencilerin ıslanması üzerine etkinlik, yalnızca Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından iptal edildi. Akşam saatlerinde yapılması beklenen Fener Alayı Yürüyüşü de iptal edildi.
Kısacası, günlerdir verilen o kadar emek ve hazırlık bir yağmur yüzünden (!?) boşa gitti. Ardından programın pazartesi günü spor salonunda yapılmak üzere ertelendiği duyuruldu.
Cumhuriyet Bayramı, tam da 29 Ekim gününde ve halkla birlikte kutlandığında anlam kazanır. Açık alanlarda halkın coşkulu katılımıyla yapılan kutlamalar ile katılımın sınırlı kaldığı spor salonu programları arasında manevi açıdan büyük bir fark vardır.
Şunu açıkça kabul edelim: Nedense milli bayramlara katılım noktasında geçmişteki o heyecanı ve coşkuyu artık göremiyoruz. Şehirde bayraksız bırakılan konut ve iş yerlerinin çokluğu da bu durumun acı bir göstergesi.
Oysaki Cumhuriyet, bir bağımsızlık belgesidir; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir yönetim anlayışıdır.
Eski yıllardaki bayram coşkusu ile günümüz arasındaki bu mesafenin ve ilgisizliğin nereden kaynaklandığı üzerinde mutlaka durulmalıdır. Çünkü milli bayramlar, bir milletin birlik ve beraberliğini pekiştiren en önemli unsurlardır.
Sonuç olarak; Karasu’da tam gününde, gönül tadıyla kutlayamadığımız Cumhuriyet Bayramı’nı sadece yağmura bağlayıp geçiştiremeyiz. Ortadaki planlama zafiyetini ve organizasyon eksikliğini göz ardı etmemeliyiz.


