Remzi Akbaş'ın "Yine sürünmeye devam" başlıklı köşe yazısı

Haziran enflasyon verileri açıklanmasıyla birlikte memur ve emekliler için büyük önem arz eden ikinci altı aylık enflasyon da belirlenmiş oldu.

Buna göre Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı aylık enflasyon yüzde 1,37, 6 aylık olarak da yüzde 16,67 olarak gerçekleşti.

Bu oranlar doğrultusunda SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 16,67, memur ve memur emeklileri ise yüzde 15,57 zam alacak.

Ancak elbette bu veriler gerçeği yansıtmıyor. Bağımsız Enflasyon Araştırma Gurubu (ENAG) verilerine göre bu oranın 2 kat olması gerekir.

ENAG'a göre Haziran aylık enflasyon yüzde 3,05 geldi. Yıllık olarak da yüzde 68,68 gerçekleşti

Türk-İş Konfederasyonu tarafından hazırlanan açlık ve yoksulluk araştırmasına göre Haziran'da açlık sınırı 26 bin 115 TL'ye, yoksulluk sınırı 85 bin 066 TL'ye yükseldi.

Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 33 bin 587 TL'ye çıktı. Dikkat buyurun, bu tespit asgari ücretlinin aldığı aylıktan 11 bin 482 TL daha fazla.

Bu arada en düşük emekli aylığını 14 bin 469 liradan 16 bin 881 liraya yükselten kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Eğer sürpriz bir artış yapılmazsa TBMM’nden bu şekilde geçecek.

Bakıldığında hem asgari ücretlilerin hem de memur, SSK ve Bağ-Kur emekli maaş ücretleri yine açlık sınırı altında kaldı.

TÜİK hükümetin ekonomik programları doğrultusunda karar veren ve tartışılır hale gelen kurum görünümü vermektedir. Çünkü bugüne kadar yapılan istatistiki rakamlarda enflasyon noktasında güven vermemiştir. Hangi maddelerin hangi fiyatla belirlendiği açıklanmamıştır.

O nedenle özerk statüye kavuşturulmalı ve bağımsız karar vermelidir.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek diyor ki; "Enflasyonda belirgin bir yavaşlama başladı ve bu devam edecek."

Dikkat edilirse hep dağın ötesini gösteriyorlar. Ya tutar ya tutmaz. Tutarsa eyvallah, ya tutmazsa? İyileştirme yapılacak mı? Bununla ilgili bir açıklama yok.

En düşük emekli maaşını simit-çay hesabıyla kıyaslayalım. Bugün 1 simit ve 1 çay 15 TL. İkisi 30 TL.

Dört kişilik bir ailede 120 TL eder. Sabah, öğlen, akşam öğünleri bunları yemekle geçirse günlük 360 TL'ye çıkar.

30 günlüğü 10 bin 800 TL yapar. 4 kişilik emekli ailesi sadece bu şekilde geçinse elinde 6 bin lira kalacak.

Bu hesabın içinde elektrik, su, doğalgaz, kira ve diğer sosyal ihtiyaçlar yok. Olur ki bu öğünle doyulmaz da 2 simit 2 çay yense içilse bütçe aylık 4 bin 800 TL açık vermiş olacak.

Hadi gelin de bu ücret politikası ile insanca bir yaşam sürdürün bakalım?

Hükümet yetkilileri her zaman olduğu gibi diyecek ki "Emeklileri enflasyona ezdirmedik."

Oysa bu retorik sözlerle gerçekleşen veriler hep ters korelasyon oluşturmuştur. Yani hemen sonraki aydan itibaren enflasyon artmaya emekli ve asgari ücretlinin aldığı aylık erimeye devam etmiştir. Hiçbir dönemde ücretler hayat pahalılığı karşısında üstün olmamıştır.

Bütün bunlar ülkemizde milli gelirin hakça paylaşılmamasından ve ekonomik istikrarsızlıktan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Her zaman olduğu gibi ücret artışı noktasında beklentiler karşılanmamıştır. Anlayacağınız sürünmeye devam!