Aybüke Yıldız'ın "Eros" başlıklı köşe yazısı

Günlerim gitti, bazen kelimeler oldukça buruk,

Hasretim,

Bazen yarım kalıyor cümleler işte,

Bazen tüketir kalbimiz kalanları hatta kuruttuğu hislere inanamaz ve affedemez.

Şairlik oldukça tuhaf bazı şiirler yazılır ama asla okunmamalıdır. Olduğu gibi yok edilmesi gerekir sadece yaşanmışlıktır o kadar kalmalı.

Sözlerim saçma sapan şekilde donuk donuk, kalbim hissiz.

‘’Eros’’

Unutmadınız değil mi? Adalet yerini bulacak.

Hayat bazen oldukça garip herkes bir böbürlenme içinde ama unutuyorlar hayatın kime gol atacağı belli değil.

Şarkılar, şarkılar ve şarkılar

Şiirler dans ile ahenk içinde olmalı ve hep zarif kalmalı insancıklar.

Zarafet kuralları saygı barındırır.

Öfkem oldukça zihnimi bulandırıyor. İnsanları anlamak benim için hep boş geliyor. Üzülemiyorum, acıyamıyor hepsi boş karakterler.

Leş insanlar neden hep en iyi konumdalar. Yaverlik kazandırmamalı emekler heba değil zafer getirmeli. Sen gelme aptal adam.

Bazı insanlar susmayı sever, kalbimin ahına mı takıldın?

Çocuklar ve hayvanlar hep suçsuz ama insanoğlu hep prangalı olacak.

Gökyüzü kana bulandı.

Şiirler sıfatsız değil insan okumayı bilmiyor.

Şairler neredeler.

Aşık olmalı mı insan biteceğini bile bile. Galiba buna örnek Nazım Hikmet’in hikayesidir.

“Hikayeyi bulup araştırmak sizde evet ben biliyorum siz de gidip bulun ve yorumlarda buluşalım”