Ali Keskinsoy'un "Ego, insanı insandan ayırır" başlıklı köşe yazısı
Değerli okuyucularım,
İnsanın sahip olduğu makam, para, bilgi, güzellik, güç veya başarı zamanla onun kendisini başkalarından üstün görmesine sebep olabiliyor. “Ben daha iyiyim, ben daha başarılıyım, benim sözüm geçer” düşüncesi, insanın farkında olmadan gönlüne yerleşebiliyor.
İşte burada ego devreye giriyor.
Ego büyüdükçe insanın gözünde kendisi büyüyor, çevresindeki insanlar küçülüyor. Oysa insanı değerli yapan sahip oldukları değil, ahlakı ve takvasıdır.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz Allah, kibirlenenleri sevmez.”
(Nahl, 23)
Kibir, insanın kendisini başkasından üstün görmesidir. Bazen makamla, bazen parayla, bazen bilgiyle, bazen de sahip olduğumuz imkanlarla ortaya çıkar.
Bir insanın makamı yükselebilir ama bu, onu diğer insanlardan üstün yapmaz. Çok parası olabilir ama bu, ona başkasını küçümseme hakkı vermez. Çok bilgili olabilir ama bilginin en büyük göstergesi, insanlara tepeden bakmak değil; bildiğiyle güzel davranabilmektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.”
Sahabeler, “İnsan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını sever, bu da kibir midir?” diye sorduklarında Peygamberimiz, kibri şöyle açıklamıştır:
“Kibir, hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir.”
Bugün belki de en çok düşünmemiz gereken nokta burasıdır.
İnsanları küçümsüyor muyuz?
Bir garibanı, bir işçiyi, bir temizlik görevlisini, bir yaşlıyı, bir çocuğu veya bizden makamca aşağıda gördüğümüz bir insanı küçük görüyor muyuz?
Unutmayalım; bugün tepeden baktığımız insanla yarın aynı kapının önünde, aynı toprağın altında olabiliriz.
İnsanın asıl değeri makamında değil, Allah katındaki halindedir.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Allah katında sizin en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”
(Hucurat, 13)
Öyleyse kendimizi başkalarıyla kıyaslamak yerine, dün olduğumuz insanla bugün olduğumuz insanı kıyaslayalım.
Bugün daha merhametli miyiz? Daha mütevazı mıyız? Daha adil miyiz? İnsanların gönlünü daha az mı kırıyoruz?
Çünkü gerçek büyüklük, insanları ezmekte değil; insanlara değer vermektedir.
Gerçek makam, insanların önünde yükselmek değil; Allah katında değer kazanmaktır.
Unutmayalım:
Toprak, üzerinde yürüyen herkesi taşır. Ağaç, meyvesi arttıkça dallarını aşağıya eğer. İnsan da sahip oldukları arttıkça tevazusunu artırmalıdır.
Çünkü insanı yükselten şey havaya girmek değil, haddini bilmektir.
Rabbim bizleri makamıyla şımaranlardan, sahip olduklarıyla böbürlenenlerden ve insanları küçümseyenlerden eylemesin. Gönlümüze tevazu, dilimize güzel söz, davranışlarımıza merhamet nasip etsin.



